30 Ekim 2017 Pazartesi

THE VILLAINESS





Bir seri katilin aksiyonlu ve dramlı hayatını anlatan bir film. Sıradan seri katil filmlerine benzemiyor. Filmin daha ilk girişinde farklı oluşu göze çarpıyor. Kamera  çekimleri mükemmel olmuş. Aksiyon havasını vermiş. 

Başroldeki seri katil olan kadın intikam almak için bir binaya baskın yapar ve bu baskın sonucunda yaralı olarak polislere yakalanır. Filmi farklı kılan da burdan sonrası sanırım. Yakalandığı polisler seri katil kadını kendi emelleri için kullanmaya karar verirler. Özel bir yerde başka suçlularında olduğu alanda eğitime tabi tutulur. Filmde ara ara geçmişe dönük flashbacklere de yer veriliyor.  Filmin sonuna kadar hepsi bir yapboz parçası gibi birbirini tamamlıyor. 

Seri katil  kadın, kendine verilen bir görev sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır. Yeni bir kimlik yeni bir hayat onu bekler durumdadır fakat işler beklendiği gibi gitmez. Sonunu izleyince acaba filmin ikincisi de gelir mi dedirtti. 

29 Ekim 2017 Pazar

YAĞMURLU PAZAR



Şu sıralar haftasonlarım direksiyon derslerimle geçiyor. Bu arada ilk sınavımı geçtim. Haftaya cumartesi ya da pazar günü direksiyon için sınava girebilirim. O yüzden iki güncük tatilimden ve uykumdan fedakarlıklar yapmak zorundayım. 

Sonbahar yağmurları geç de olsa nihayet uğradı İstanbul'a, kasıma az kalmışken. Ara mevsimler artık 1,5 aya düşecekmiş. Dünyamızın dengesini bozduğumuz için olsa gerek.. 




Son olarak, biz Cumhuriyet Bayramı'mızı çoktan kutladık minik öğrencilerimle. Etkinliği yaparken ellerden çok çeneleri çalıştı tabii. 😇 

27 Ekim 2017 Cuma

AYLAYA GİTTİM




Ahmet Eren'in sözleriyle başlamak istiyorum bu yazıma. Ahmet Eren öğrencilerimden biri. Ve yeni öğrencim olur. Daha dün geldi ve şimdiden sıkı fıkı olduk Ahmet Eren'le. Onlarla konuşurken ses tonumun bazen çocuklaştığını da fark ediyorum. Bu onları pek mutlu ediyor. Bugün Ahmet Eren yemeğini yerken birden arkadaşlarına ''Öğretmenimiz çok komik ya'' dedi. Sonra hep birlikte güldük.

Az önce Ayla filminden geldik. Kız kardeşime hafta öncesinden bu akşama söz vermişim ve bunu unutmuşum. Şu sıralar ufak ama bir o kadar da tatlı koşuşturmalar içerisindeyim. Unutkanlığımı da buna veriyorum. 

Filme gelecek olursak, öncelikle herkes gitmeli bu filme. Filmi birçok kez tanıttım blogumda. Gerçekten de anlattığımın ötesinde bir filmle karşılaştım. Kimi zaman güldüm kimi zaman ağladım. Filmin oyuncuları büründükleri rollerin hakkını fazlasıyla vermişler. Film tamamen gerçek hayat hikayesinden alınmış. Sonuna kadar çıkmadan izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Dilerim Oscar Ödülü'nü ülkemize kazandırır. Gözlerimden yorgunluk ve uyku akıyor. Bugünlük benden bu kadar, görüşmek dileğiyle! 😏

26 Ekim 2017 Perşembe

GÜNÜN ARDINDAN








Oyun çağlarında olan öğrencilerimle bol bol oyunlar oynadık bugün. Aldım el kuklalarını elime ve ellerim tombik tombik şarkısını söyledim kahkahalar kıkırtılar havada uçuştu. Bugün bilmem kaç  kere söyledim bu şarkıyı. Kuklaları alıp tombik deyip durdular. 😊

Bir de şu oluyor bu günlerde. Bir öğrencim oyun oynuyorsa yanına gidiyorum neler yaptığıyla ilgilenip biraz oyununa dahil olmadan bir başkası hemen bitiveriyor yanımda "Öğretmenim şunu senle oynayalım mııı?" ya da ''benimle oynaa!'' cümlelerini yöneltiyor. Biraz sonra onun yanına gidiyosun bu sefer de bir başkası beni yanına istiyor. Aslında çok güzel duygular bunlar. Gözlerim dolarak yazıyorum. Bugün anladım ki doğru yerdeyim. Belki daha öğrenecek çook şeyim var iş hayatında ve aynı zamanda minik öğrencilerimden. Sabretmeyi çokça öğreniyorum mesela. Onlara sevgi ve saygı dışında kocaman bir sabır sunmam gerektiğini biliyorum. Bir günümde bir sürü merak dolu gözlerle sorular alıyorum. Hiç oflamadan puflamadan sıkılmadan gözlerinin içine baka baka yanıtlıyorum. Çünkü biliyorum ki okulöncesi onların hayatında dönüm noktası olacak kadar önemli bir evre. 

Yarın Cumhuriyet Bayramımızı erkenden kutlayacağız haftasonuna denk geldiği için. Ben yaptıracağım etkinliği hazırlığa başlayayım şimdiden.. 😊 Huzurlu akşamlar! 

24 Ekim 2017 Salı

MOMO






"Bir insanın çok dostu olabilir ama insan, onların içinden bazılarını kendine daha yakın bulur ve onları daha çok sever."


"Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır, zamandır."


"Zaman tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti. İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu."



Michael Ende'nin hayal gücü ile gerçeklikten harmanladığı harika bir roman. Momo adlı küçük kız kitabın başkahramanı. Olaylar da Momo ve onu çok seven dostları etrafında geçiyor. Bize verilmek istenen mesaj insanların geçirmiş oldukları zamanların aslında ne kadar kıymetli ve kendilerine özgü olduğu. 

Bu kitapta küçük ama bir o kadar da cesur yürekli olan Momo, karşısına Duman Adamlar lakabını taşıyan ve insanların zamanlarını çalan zaman tasarrufçularıyla olan mücadelesini göreceksiniz. 

Hayatta en önemli şey anı yaşamak. Geleceği bilmeyen bizler için kesin kararlar almamak. Günümüzde yaşayan, her yere alelacele koşturup bu yüzden de işlerini severek ve düzgünce yapmayan insanları bu kitapta da görmek mümkün. Her yaştan kimsenin okuması gereken bir kitap bana göre Momo. 



"Bütün yaşam bir hikayedir ve biz de onun içindeyiz."


23 Ekim 2017 Pazartesi

SEVGİLİ DOST #2








Sevgili dost,

Kimsenin kalbini kırma. Kimse derken sadece insanoğlu gelmesin aklına. İncitme bir bitkiyi, kötü davranma bir hayvana. Bilesin ki kalp kırmak kolay ama başkasının kalbinde yer edinmek çok zor. 

Sevgili dost,
İçinde bulunduğun ve normalleşmiş olan hep tüketen rolünden sıyrıl ve üretici ol.

Düşünmekten korkma. Düşüncelerini cesurca dile getir. İmkansız gibi göründüğüne aldanma sakın. Hiç beklenmedik bir anda çıkmaz mı ortaya şans? 

Sevgili dost,

Aklına gelen kelime ve cümlelerin kaleminle buluşup kağıda dökülmesine  izin ver. Yazmaktan korkma. Okumayı bırakma.

22 Ekim 2017 Pazar

YENİ BİR ÇEKİLİŞ


Blogumda yeniden bir çekiliş var desem. 😊 Yaptığım ilk çekilişin sonucunda kazanan okuyucuma çoktan hediyem ulaştıysa neden ikincisi olmasın dedim ve ikinci çekilişle geldim buraya. 





Bu çekiliş tamamen farklı tatlar üzerine olacak. Bildiğiniz gibi mektup arkadaşlarımdan hediyeler alıyorum. En son gelen Koreli mektup arkadaşımın bana göndermiş olduğu abur cuburları sakladım ve çekilişle sizlere vermek istedim. 🍟🍫

Göndereceğim abur cuburları ikiye ayırdım. Böylelikle bu çekilişin 2 kazananı olmuş olacak. 

Çekilişe katılmak istiyorsan yapman gereken şartlar şöyle; 

🌺Blogumu takibe almanız
🌺Yorum kısmına katıldığınızı belirtmeniz
🌺Bu yazımı sosyal medya hesaplarınızdan bir tanesinde paylaşmanız.                 (Facebook/twitter/google)


Katılan herkese şimdiden bol şanslar diliyorum. Son gün 10 Aralık. Bir sonraki çekilişlerde görüşmek dileğiyle! 🌼

YILDIZLARARASI




Bugün sana pazar günü izleyebileceğin çok güzel bir film önereceğim. Ben bu filmle biraz geç karşılaşmış olsam da sen geç kalmadın izlemek için. 😏 Film bilimkurgu tadında ve ara ara duygusal sahnelere de yer verilmiş. 

Cooper, Nasa'da görev yapmış eski pilotlardandır ve mühendistir. Yaşamına kendi çiftliğinde iki çocuğu ve babası ile çiftçilikle uğraşarak devam eder.  Cooper, geçmişindeki mesleğine olan özlemini içinde hep saklar. Kızı Murph de babasının izinden gitmeye pek heveslidir. Babası gibi bilime meraklı ve zekidir.

Birgün Nasa'dan inanılmaz bir teklif alan Cooper, bu teklifi değerlendirir. Çünkü dünya büyük bir tehlike altındadır. Verilen koordinatlar doğrultusunda tekrar uzay yolculuğu yapıp yaşanılması planlanan gezegenin kontrol edilmesi, bulguların doğruluğunun karşılaştırılması istenilir. Ama bir taraftan da ailesini ardında bırakma fikrini düşünen Cooper en çokta küçük çocuğu Murph için üzgün hisseder. Cooper'ın gideceği gezegen ile dünyada işleyen zaman kavramı arasında da büyük bir fark vardır. 

Filmin konusu mükemmel. Eğer bilimkurgu seviyorum derseniz bir şans verin bu filme.


21 Ekim 2017 Cumartesi

İNECEK VAR





Son günlerde birçok kötü haber, aksilik ve ufak tefek kazalar başımdan gitmez oldu. Tüm bunlara rağmen dik durmaya çalışsam da  biraz moral olarak üzgünüm. Bunlar yetmezmiş gibi dün akşam bileğimin arkasında derin bir kesik meydana geldi. Nasıl becerdiğim konusuna hiç girmeyelim. Buralara da uğrayamadım bu süreçte. 

Yine de hayattayım,yaşıyorum nefes alıyorum. Çevremden gelen kötü haberlere ve yaşadığım bazı ufak tefek aksiliklere rağmen en şükür sebebi hayatta olmak. Biliyorum iyi olan şey de kötü olan şey de hepsi Allah'tan. Biz bir imtihanın içerisindeyiz ve mühim olan bunu başarabilmek alnımızın akıyla üstesinden gelebilmek. İmkanım olsa da geçen haftamdan silebilsem perşembe ve cuma gününü ama olmuyor. Olan oluyor giden gidiyor hayat bir şekilde devam ediyor nefes alanlara.




18 Ekim 2017 Çarşamba

SAÇ ÖRGÜSÜ





Çocukken, saçlarımızı annem yapardı. Kız kardeşim ve benim saçlarımı her sabah okula göndermeden önce özenle tarar değişik modellerle gönderirdi okula. Çeşitli saç örgü modellerine ev sahipliği yapmışızdır. 😌

Annem örmesine örerdi saçımı ama ben rahat durur muyum? Hayır.☺ Akşam okuldan gelince çoktaan bozulmuş olurdu o yapılan örükler. Yine birgün okuldayken fotoğraf çekimi yapılacaktı. Ama bu fotoğraf çekimi okulumuza ait tanıtım kitapçığını oluşturacaktı. Katalogun içindeki bir sayfada benim ve öğretmenimin resmi birlikte yer alacaktı. Saçlar da örüklüydü. Ben çekim öncesi izin alıp lavaboya gittiğimi bile hatırlıyorum hala. Saçlarımı açıp geri gelmiştim.  Katalog da hala durur. Annemle her baktığımızda yine bozmuşsun saçını Tuğçe der. Sonra gülümseriz birlikte.

Bir keresinde de kahkül kesme maceram oldu. 6 yaşındayken ben, makasla kahkül kesmişim kendime. 😏 O halimle de fotoğrafım vardır. Tebessüm ettiren anılar.

17 Ekim 2017 Salı

ŞEKER PORTAKALI




Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos' in ölümsüz eseri olsa gerek Şeker Portakalı. Yazar bu kitabındaki hikayeyi,  beş yaşındaki Zeze karakteri ile kendi çocukluğunu özdeşleştirerek sunuyor bizlere. 

Yaramaz olmayan ya da hayatında bir kere bile olsa hiç yaramazlık yapmayan bir çocuk var mıdır?  Zeze'nin çocuk haliyle yapmış olduğu yaramazlıklar, içinde yaşadığı toplumu ve ailesini oldukça rahatsız eder. Kalabalık ve yoksul bir ailenin çocuğu olan Zeze, bir şey yapmasa bile ona sövülür, dövülür, tartaklanır. Tüm bunlara rağmen içindeki öğrenme isteği, azmi ve merakı herkesi kendine hayran bırakacak şekildedir.  Aslında yazar bizlere Zeze karakteri ile bir çocuğun dilinden, yaşamdan kendimize pay biçebilmemiz için fırsatlar sunmuş bu kitabında.  

Yazar Vasconcelos bu kitabını on iki günde yazdığını ancak onu yirmi yıldan fazla yüreğinde taşıdığını dile getirmiş.  Yazarla özdeşleşen duygu yüklü bir roman. 

16 Ekim 2017 Pazartesi

MİNİSO ALIŞVERİŞİ



Haftasonu yapılan mini bir kırtasiye alışverişi. Miniso'nun defterlerine bayılıyorum. Her türlü defter çeşidi bulmak da mümkün.

Bu mağazaya her girdiğimde en çok yenilenen kırtasiye ürünlerinin olduğu reyonu merak ettiğim doğru. Eğer benim gibi kırtasiye ürünlerini çok seviyorsanız bu mümkün oluyor. 😌
Gelelim aldıklarıma, defterler ve kalemler. Aslında bu defterler set halinde satılıyor. Üstte yer alan büyük boy defterler ikili, altta yer alanlar ise üçlü set. Çizgili ya da çizgisiz defterleri tercih ediyorum genelde. Kareli olanlarla aram pek iyi değil.

Ve kalemler.. Bu kalemleri ince uçlu oldukları için tercih ettim. Kartpostal ya da mektup yazarken iyi gidiyor bu siyah mürekkepli kalemler. Son olarak Mumuso Korea diye bir mağaza açılmış. Tıpkı Miniso Japan gibi. Yavaş yavaş bu tür mağazaları avmlerde görmeye başlayacağız sanırım. 😉

13 Ekim 2017 Cuma

SEVGİLİ DOST #1



Sevgili dost,

Gücü yetenin gücü yetmeyeni ezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Çok umut kırıcı çok acı verici.
Umut veren, yarına daha bir hevesle istekle başlamanı sağlayan olaylar da oluyor elbette. Ama gönül istiyor ki hep iyiler olsun hep iyiler kazansın yaşamda.

Bu sefer de düşününce kötü diye bir kavram olmazdı yeryüzünde.
İyiler ayırt edilemezdi. İyi olan şeyler de.
Belki insanlar iyi olabilmek için maske takarlardı yüzlerine. İyi görünmek için.

Sevgili dost,

Doğru bildiğin yoldan şaşma. Dosdoğru olacağını bildiğin yoldan. 

Empati kur,bol bol paylaş sevgini mutluluğunu, elinde olanı. Gözyaşlarını akıt cesurca. Paylaştıkça çoğalmaz mı yeni güne olan umutlar?  Unutma hayatta hiçbir zaman bencil olanlar kazanmazlar.
Kazandıklarını sansalar da içlerinde, ruhlarında hep bir şeylerin eksikliğini, yoksunluğunu hissederler.

Sevgili dost,

Yüzündeki gülümsemeyi hiç bırakma.



12 Ekim 2017 Perşembe

DALTONLAR



Bugün zaman çok çabuk geçti diğer günlere nazaran. Bir kaktüsüm olmuştu. Yaklaşık üç hafta öncesinde. Yanına üç tane daha kaktüs koydum. Yalnız bırakmak istemedim. Daltonlar dörtlüsü gibi oldular. Hepsi birbirinden farklı. Ama şu dikenli olan kaktüse dokunup sevememek diğerlerini severken içimde bir burukluğa sebep oluyor. Çiçek açarlar mı açmazlar mı bilmiyorum. Açsalar da güzel olur hani.😊

11 Ekim 2017 Çarşamba

ESKİŞEHİRDEN KARTPOSTAL GELDİİ



Günaydıınnn! Dün bir paket aldım adresime. İşten eve geldiğimde odamda gördüm bu paketi. Mektup beklemezken ben böyle bir sürprizle karşılaştım. ''Aaa bana paket mi gelmiş?'' sorusu yankılandı odamda.🙈 

Gönderenin adresine bakınca pek sevgili Beyda'nın Kitaplığı blogunun sahibinden geldiğini anladım. Bir kere kartpostallaşmıştık önceden. Günün tatlı yorgunluğunu aldı bu paket diyebilirim. Kartpostal ile birlikte broşürler, okumam için bir kitap ve pul göndermiş ufak koleksiyonum içim. Nasıl mutlu oldum nasıll! 😊 Kitabı en kısa zamamda okumaya başlayacağım. Kartpostala yazdıkların çok samimi çok içten.. Teşekkür ediyorum hepsi için. Dilerim birgün yüz yüze tanışıp birer kahve eşliğinde sohbet etme şansımız olur. Benim kartpostalım da çok yakında Eskişehir yolcusu olacak.😌

10 Ekim 2017 Salı

REÇEL KAVANOZU



Küçük,kapağı açılmayan zorlu bir reçel kavanozunun meydana getirdiği olaylar. Reçel Kavanozu'nda çocukların ve yetişkinlerin bir olaya farklı açılardan nasıl baktıklarını görüyoruz.

Kitapta Celal adında bir çocuk var. Evlerindeki bir reçel kavanozunu açıp yemek ister ancak kavanoz kapağı baya inatçı çıkar. Gündelik hayatımızda da öyle kavanozlarla karşılaştığımız olmaz mı? Açmaya yeltenirsiniz fakat bir türlü açamazsınız. Sıcak suyun altına mı tutmazsınız. Bıçakla kapağı gevşetmeyi mi denemezsiniz. Ya da evin üyelerinden açmalarını mı talep etmezsiniz.😅 İşte Celal de tüm bu yollara başvurur kitapta. Gelin görün ki kavanoz kapağı açılmaz. Yaşadığı küçük semtte dillerde dolanır durur bu reçel kavanozu.  

Bu kitapta küçük bir çocuğun azmini,cesaretini göreceksiniz eğer kitabı okumaya başlarsanız.😌

9 Ekim 2017 Pazartesi

WHILE YOU WERE SLEEPING






İlk iki bölümü izleyince ne ara bitti bu dizi dedirtti. While you were sleeping,Sen Uyurken, yeni çıkmış dizilerden. Konusu beni büyüledi. Film gibi bir dizi. Kadın başrol oyuncu Suzy,rüyalar görür ve bu rüyalar zamanı geldiğinde gerçekleşir. Engel olup olmamak da onun elindedir. Bana Sondurak film serilerini hatırlatmadı değil ama izlenebilir bir dizi. Olaylar sizi daha ilk iki bölümden şaşırtacak. Dizi konusu itibariyle romantik olsa da ara sıra aksiyon sahnelerine de yer verilmiş. Üstelik bölümler de kısacık. Yarım saatte bitiyor. Diğer başrolde olan erkek oyuncu ise savcıdır. Bu iki başrolün yolları kesişecektir ve ortak yönleri de olacak mıdır? İzleyin görün derim. 😌

8 Ekim 2017 Pazar

PENPAL | GÜNEY KOREDEN SÜRPRİZ KUTU



Dün mektup arkadaşımdan elime bir kutu ulaştı. En uzun süreli mektuplaşmayı sürdürdüğüm arkadaşlarımdan biri de Güney Kore'den Sang A. Her zaman gönderdiği hediyelere, zevkine bayılmışımdır. Mektup kağıtları zarfı hep cicili bicilidir. 😏 Yine ağzına kadar dolu bir kutu hediye göndermiş. Kutuyu nasıl açtığımızı bilmiyoruz kız kardeşimle. Hediyelerden ilk gözüme çarpanlar kartpostallar oldu. Seoul'de yaşayan arkadaşım oraya ait kartpostal setinin yanı sıra illüstrasyon çizimli bir kartpostal seti de göndermiş. Rengarenkler. 





Yuvarlak bir masa örtüsü. Ne çok büyük ne de çok küçük. Pembe olması sizin de dikkatinizi çekti mi? Tam benlik! 😇 



Ve abur cuburlar. Ghana markalı çikolatalardan Japon arkadaşım da göndermişti evvelden. Diğerlerinden deneyebileceklerimi denerim herhalde.



En sevdiğimm kısımlardan birine geldik. Kırtasiye! Jetoy kartpostalların defterlerinden göndermiş iki adet. Sonra masking tape bantlar. Burada dudak uçuklatacak fiyatlardan satılan masking tape bantların orada 3 tanesinin sadece 1000 won olması.😧 Geri kalanlar da kitap ayraçları ve kalemlik. 



Kakaotalk uygulaması kullananlar oradaki emojilerin tatlılığını bilirler. Arkadaşım kakaotalk emojili bir mektup seti ve yanında notepad göndermiş.



Vee erken gelen doğum günü hediyem. 😍 Bir makyaj dergisi göndermiş ve bana da düz kadife renginde ruju doğum günü hediyesi olarak kutuya koymuş.




Son olarak Kore geleneksel kıyafetlerini giymiş iki adet biblo. 




Bir sonraki mektupta görüşmek dileğiyle! 

7 Ekim 2017 Cumartesi

CUMARTESİDEN






Bugün önemli bir gündü benim için. Ehliyet sınavım vardı. Hava serindir diye mevsime uygun giyindik kız kardeşimle lakin dışarıya çıktığımızda sıcacık bir güneş karşıladı bizi. Çok geçmeden ben sınav esnasında iken, yağmurlu hava yüzünü gösterdi cumartesi gününde. Sınavım iyi geçti. Sonuçlar 19 Ekim'de açıklanacakmış. İnşallah güzel bir sonuç alırım. Az biraz gün öncesinden heyecana ve telaşa kapılsam da gözümde büyütmeye değmezmiş. 😊 Blogumla ilgili yakında güzel bir haber bekliyor olabilir sizleri. Ha bir de benim de okuyucularıma minik sürprizlerim olacak zamanla. 😍  Mutlu ve huzurlu haftasonları!

6 Ekim 2017 Cuma

KARBEYAZ



Kurumumuzun yeni üyesine merhaba demek ister misiinn? ☺ Dün ikindiye doğru bahçemizde fark ettik bu dostumuzu. Bildiğiniz gibi önceden bir kedisi varmış okulumuzun ama firar ettiğinden de sizlere bahsetmiştim burda. İsmini karbeyaz koydum bu kendini pek beğenmiş kedinin. Kendini pek beğenmiş diyorum çünkü çok nazlı ve siz sevdikçe size hiç mi hiç pas vermiyor. Baya ağırdan alıyor kendini. 😅 Dün gazabına da uğradım bu yaramazın. Isırdı elimi. Tembel tembel oturmayı, kendini sevdirmeyi çok sevdiği gözle görülür derecede aşikar. Aslan yelesi gibi de tüyleri var. Sevdikçe sevesiniz geliyor. Bakalım nasıl maceralara atılacağız bizim Karbeyaz ile.😇

5 Ekim 2017 Perşembe

POSTCROSSING | BULGARİSTAN



Bu seferki kartpostal komşu ülke Bulgaristan'dan geldi. Bulgaristan'da yer alan tarihi eserler harita üzerindeki alanlarda gösterilmiş. Böyle olunca tam benlik bir kartpostal oluyor. Gezmeyi, gezip öğrenmeyi seven ben için çok güzel bir gezi rehberi olurdu bu kart şüphesiz ki. Kartpostalı gönderen arkadaşım Svetla. İsminin anlamını da yazmış kartın arka kısmına. Işık, aydınlık anlamına geliyormuş. Burgas'da yaşıyormuş. Karadenizin güney sahilinde yer aldığından bahsetmiş. Ve bir televizyonda çalışıyormuş. Arkasına çok cici bir pul da yapıştırmış. Kelebekli bir pul.

3 Ekim 2017 Salı

HER GÜNE BİR DENEY



Çocuklar için yetişkenlerle birlikte yapacağı birbirinden çeşit deneylerin bulunduğu her güne bir deney kitabı. Kitapta deneyler dört mevsim üzerinden verilmiş. Yani sonbahahar mevsiminde yapabileceğimiz deneyler, anlatımı basit ve anlaşılır, malzemeleri ise kolaylıkla bulabileceğimiz türden. Eğlenerek, deneme yanılma yoluyla öğrenme adına edinilesi bir kitap. Deneyler hem eğlendirici hem de öğretici. Bu kitaptan 25 tane deney seçtim. Her mevsimden karışık üçer beşer deneyler. İlla mevsimlere uyup da deneyleri yapmanız gerekmiyor. Amaç çocuklara doğa olaylarını eğlenceli bir şekilde öğretmek ve onlara yaptırıp gözlemleme tartışma fırsatı sunmak. 365 güne 365 tane süper deney bizi bekler. 

2 Ekim 2017 Pazartesi

20'DEN ÖNCE 20



Taptaze hayallerle dolu yepyeni bir etkinlik. Bir Küçük Elif Meselesi blogunun sahibi sevgili Elif, çok güzel bir fikirle ortaya, bu etkinliği sundu bizlere. Bize de hayallerimizi listeleyip gerçekleştirmek düşer kısmetse. Etkinlikten bahsedecek olursam, 2020 yılına kadar 20 tane dileğimizi yazıp gerçekleştirmemiz istenmiş. Nasip olursa da tarih belirlenip 2020'de İstanbul'da buluşma düzenlenecekmiş. Ben listemi kararsız kalsam da sonunda bitirebildim. İşte 20'den önce 20.

❤YAPILACAKLAR LİSTESİ❤

❤Uçurtma uçurmak
❤Kapadokya'da balona binmek
❤Bir mektup arkadaşımla tanışmak
❤Filistin'e gitmek ve Mescid-i Aksa'da namaz kılmak
❤Han Nehri'nde piknik yapmak
❤Karaokeye gitmek
❤Atatürk arboretumunda minik bir gezi
❤Bir fidan dikmek
❤Çanakkale şehitliğini ziyaret etmek
❤Yabancı bir dili ana dilin gibi öğrenmek
❤Afrika'nın bir ülkesine gidip ordaki çocukları mutlu etmek
❤Buz pateni yapmak
❤Çizim defterine sahip olmak
❤Blog arkadaşlarına kartpostal göndermek
❤Çocuklar için hikaye kitabı yazıp resmetmek
❤Bir kedi ya da tavşan sahiplenmek
❤İstanbul akvaryuma gitmek
❤Kartopu savaşı yapmak ve karların üzerine uzanmak
❤Bir ekstrem sporu yapmak
❤Hello Kittyli peluş almak.

1 Ekim 2017 Pazar

WON - ₩


Yıllar yıllar önce kartpostallaştığım bir arkadaşımla birbirimize ülkemize ait birkaç bozuk para da gönderecektik. Anı olarak kalacaktı her ikimizde de. Arkadaşım Güney Koreli idi. Kore bozuk paralarının elimde olmasını da istemiyor değildim. Bazı ülkelerden de bozuk paralar mevcut elimde. Göstermek istediğim bozuk paralar Won  olarak birimlendiriliyor Kore'de. 



En başta görmüş olduğumuz bizdeki 10 krş'a benzeyen 10 won, 2013 yılından itibaren kullanılmaya başlanılan yeni çeşit 10 Wonmuş.

İkinci sırada gösterilen de eski dönem parası 10 Won. Paranın arka kısmında ise eski bir yapıt resmi var. İsmi Kyung-ju Dabotap. Kore'nin geleneksel hazinesi olarak çağrılıyormuş. Bulguksa diye bir tapınakta bulunuyormuş şu anda. 

Üçüncü sıradaki bozuk para ise 50 Won. Arka yüzeyine pirinç bitkisi resmedilmiş. Güney Kore'nin ana yemeği olarak da yazmış arkadaşım.

Son olarak 100 Won. Arka kısmında bir adam var, Amiral Yi Sun-Sin. Imjin Savaşı'nda Kore'yi kurtarmış. İmjin Savaşı, Kore'nin Japonlar tarafından istilaya uğraması. Bu savaştan sonra Koreliler için Amiral Yi Sun-Sin bir kahraman olarak anılıyormuş.
 

BİRPEMBESEVER