18 Ocak 2018 Perşembe

MY FIRST LOVE





8 bölümden oluşan mini bir dizi.
Aynı zamanda Webtoon'dan uyarlanmış.
Başroldeki adam bir gün geçmişte unutamadığı ilk aşkıyla karşılaşır. Nerdeyse 10 yıldır süren bir aşktır. Ama bu karşılaşma ikisi için pek iyi geçmez. Çünkü bambaşka hayatlara ve arkadaşlıklara sahiptirler. 

Bir kaza sonucu bu adam, zamanda yolculuk yapar. 
Okumuş olduğu liseye matematik öğretmeni olarak gelir. Ve lisedeki haliyle karşılaşır.  Yani kendisi ile geçmişte yüz yüze geleceklerdir. Tek amacı ilk aşkına yapamadığı itirafı karşılaştığı eski haline yaptırmaktır. 

 Dizide ara ara komik repliklere de yer veriliyor. Ufak tebessümlerle geçiyor diyebiliriz.

17 Ocak 2018 Çarşamba

MUTLULUK




Öğrencilerimden Elif. Kendisi 33 yaşında. Hani burda seninle de paylaşmıştım. Öğrencilerimden birinden aldığım ilk çiçeği de Elif vermişti bana. Burdaki öğrenciler öğretmenlerini seviyorsalar eğer çabuk bağlanıyorlar onlara. Bir nevi duygusal bir bağ oluşuyor aramızda. Bazen anne kız bazen abla kardeş bazense öğretmen öğrenci ilişkisi oluveriyor.

Elif, bugün hatıra defterini getirmiş. Benim de defterinden bir sayfasına anı kalması için duygularımı yazmamı istedi. Ben de kırmadım. Mutlulukla satırlara yazdım düşüncelerimi. Sonra okumamı istedi. Okudum. İkimizin de gözleri doldu sebepsiz yere.. Ardından gülümsedik. 

Sana söylemek istediğim bir diğer güzel haber ise, sonunda anlattığım dersler sonucunda bir öğrencimden olumlu geri dönüşler aldım o konuyla ilgili.  Öğrencim orta zihinsel engelli bir çocuk. Üç haftadır çok uğraştım. Aynı konuyu belki defalarca tekrar edip ona anlattım, sorular çözdüm. Değişik metotlar aradım durdum. Bugün öğrencim kendisi tek ve çift sayıları takılmadan saydı. Örnekleri kendi yaptı. Bunu başarması bile beni o kadar mutlu etti ki. 





16 Ocak 2018 Salı

BÜYÜLÜ DALGALAR



Büyülü Dalgalar, Japon anime filmi. Taku ve Yutaka birbirinin en yakın arkadaşlarıdır. İkisi de lise öğrencisidir. Taku okul hayatının dışında yarı zamanlı işlerde çalışan biridir. Bir gün okullarına yeni nakil olan bir kız öğrenci gelir. Bu kızın adı Rikako'dur.

Yutaka, Rikako'dan hoşlanır. En yakın arkadaşı Taku'da bu yeni gelen kıza ilgi gösterir. Rikako'nun annesi ve babası boşanmıştır ve bu yüzden taşraya yerleşmek zorunda kalmıştır. Rikako, Tokyo gibi büyük bir şehirden küçük bir yere taşınmanın zorluklarıyla baş eder hem de bu yeni insanlara alışmaya çalışır.

Olaylar bu üçlünün çevresinde geçiyor. Film, Studio Ghible'nin ellerinden çıkma. Çizimler, sesler, efektler harika yani. Konusu biraz yavan gelebilir ama olaylar gerçek yaşama çok yakın. Kısa, hemen biten bir film.

15 Ocak 2018 Pazartesi

BİR GÜNLÜK BURSA KAÇAMAĞI





Sabahleyin Bursa için yola çıktık. Babamın bu taraflarda işi çıkmış, biz de fırsat bu fırsat dedik ve geldik anneanne evine. Bursa’ya da kar yağmamış henüz. Tabi Uludağ’ın eteklerine çoktan düşmüş kar. 

Sabah kahvaltısını hep beraber yaptık. O kadar özlemişim ki. Sevdiklerinle sohbet etmek, gülmek büyük bir nimet. Çok şükür bugünümüze. Az sonra Eymenlere gideceğiz. Bakalım sarı civcivin bizi görünce tepkisi ne olacak.

Daha birkaç gün öncesinde görüntülü konuşmuştuk. Şimdi karşısında görecek bizi yumurcak.☺️ Eymen artık 4 yaşında. Yıllar geçtikçe o da büyüyor herkes gibi..

Musmutlu geçen bir günün olsun!
Bursa’dan selamlar herkese..

14 Ocak 2018 Pazar

MEKTUP ARKADAŞLIĞI




Ara ara mektup kutumu düzenlerim. Fazlalıkları ayırırım. Bir nevi bahar temizliği gibi. Orta boy kutum var. İçine gelen mektupları, arkası yazılı ve boş olan kartpostalları koyuyorum. Benim küçük hazinem bu kutu. 💜

Yüz yüze gelmediğim bir sürü insandan mektup almışım. Ama hala mektuplarımın sayısı kartpostallarımınki kadar değil. Her bir kağıt sayfasının içinde kendine özgün duygu ve düşüncelere yer verilmiş. Farklı kültürler, diller, inançlar, yaşamlar barındırıyor. 30'a yakın mektubum olmuş. Yazmayı okumayı çok seviyorum. Bu yüzden de eski mektuplarımı açıp tekrar tekrar okumak da ayrı bir keyif veriyor doğrusu.

Blogumda da yer veriyorum mektuplaşma serüvenlerime. Sen de dahil oluyorsun bu yolculuğa aslında. Çevremdeki insanlara da mektuplaşma hobisini aşılamış olduğumu görmek sevindiriyor beni. Çünkü çok eskilerde kalmış bir şey artık mektup yazmak ya da bir kimseye kart göndermek. Bazı değerlere sahip çıkmak gerekiyor ya işte mektuplaşmak da bu değerlerden biri bana göre.

Çok maliyetli bir şey de değil. Mesela al bir kağıt kalem ve en yakınındakilere duygularını düşüncelerini yaz, dök içini. Ama bunu kısa mesajla ya da bir e-postayla değil de bir kağıdın satırlarına yaz. Emin ol daha kalıcı bir hatıra olur geride kalanlara...


13 Ocak 2018 Cumartesi

CUMARTESİ DE BİTER






Cumartesi günleri jet hızıyla geçiyor. 
Dersler blok şeklinde gidiyor. Yani bir çocukla iki ders saati üst üste oluyor.
Bugün gelen bir öğrencim var. Adı Çınar. Çok tatlı bir oğlan. 

Çınar otizmli bir çocuk. Konuşma yok. Bugün birkaç kez mırıldandı. İlk defa. Onunla ce eee oynadık. Bol bol göz teması çalışmasına ihtiyacı var. Çünkü adı söylendiğinde bakmıyor. İnşallah çabalarımın meyvesini görürüm.

Bugün soğuk havayı iliklerime kadar hissettim. Sanırım hasta olacağım. Öksürmekten ciğerlerim çıkacak artık.😞
Bana iyi dinlenmeler!

12 Ocak 2018 Cuma

SPLIT



Çoklu kişilik bozukluğu ile ilgili bir film. Biraz korku gerilim biraz da psikolojik bir yanı var filmin.

Kevin adlı bir adam var. Ve Kevin, 24 farklı kişiliğe bürünüyor. Ama sadece 8 kişiliğe yer veriliyor. Bu kişiliklere bürünmeden önce bazı şeyler onu tetikliyor. 

Dr. Fletcher adında bir psikiyatr çoklu kişilik bozukluğu hakkında araştırmalar yapıp, bu vak'aya sahip hastalarına yardımcı olan birisidir. Kevin'da daimi hastalarındandır. 

Bir gün Kevin, üç tane genç kızın bulunduğu arabaya biner ve onları kaçırır. 8 farklı kişiliğin yaşadığı tuhaf evine götürür. Kızlar kendilerine geldiklerinde kaçırıldıklarını anlarlar. Ve bulundukları yerden kaçıp kurtulmanın yolunu düşünürler. Ancak Kevin ve sahip olduğu kişilikler kızlara ürkütücü olaylar yaşatacaktır.

Film yorumuma gelecek olursam, başrolde oynayan adam büründüğü rolün hakkını fazlasıyla vermiş. Çoklu kişilik bozukluğuna sahip bir kişiyi canlandırması epey zor bir durumken o bunu yansıtmıyor hiç. Buna benzer bir kore dizisi de izlemiştim, Kill Me Heal Me adında. İkisi de çok iyi senaryoya sahipler. Meraklılara duyurulur. 😊



11 Ocak 2018 Perşembe

BİTİREN PERŞEMBE





Salı ve perşembe günlerim çok yoğun geçiyor.  Bugün de  hava pek bir kasvetli ve kapalıydı. Böyle havalar modumu da etkiliyor ister istemez. 

Pazartesi günlerim tatil. Böyle olunca hafta başında postaneye gitmiştim. Sırada bekleyen çok mektup vardı. Bir kısmını sahiplerine göndermeyi başardım. Koreli mektup arkadaşıma da hediyesini gönderdim. 

Son zamanlarda akşamları kız kardeşimle film izleme günleri yapıyoruz. Bol bol film anlatacağım gibi gözüküyor önümüzdeki günlerde. 

Son olarak, kaktüslerimden bir tanesi üzülerek söylüyorum ki öldü. Hani şu dikenleri çok olan vardı ya, o artık yok. Kötü hissediyor insan.

Canlılara değer verilmeyen bu çağda bir bitkinin kaybına da üzülmek iyi bir şey sanki. Haberlerde o kadar nefret, kin, öfke dolu karanlık insanlar görüyorum ki... İzlemiyorum izleyemiyorum. İnsana şiddet yetmezmiş gibi bir de gücü kimseye yetemeyen hayvanlara yapılan işkenceler ölümler... 

İnsanlık, sonu bilinmeyen bir yere doğru gidiyor..

10 Ocak 2018 Çarşamba

BİR KİTAP HIRSIZI



Bir Kitap Hırsızı filmi, birçok dalda Oscar ödülüne layık görülmüş.

İkinci dünya savaşına götürüyor bizleri. Almanya'da yaşayan ve başka bir aileye evlatlık verilen Liesel adında bir kızın etrafında dönen olaylar anlatılıyor. Savaşın içine çok girilmiyor filmde. Daha çok savaşın halka, insanlara yaşattığı duygusal ve fiziksel boyutuna değiniyor.

Liesel, onu evlatlık alan babasıyla okumayı öğrenir. Bir yandan da okula gider. Almanya'da Hitler dönemi hakimdi. Katı kurallar da peşinden geliyordu tabii. Bir gün okuldan eve dönen Liesel, evlerinde davetsiz bir misafir bulur. Bu misafirin adı Max'dir. Yahudileri ülkesinde barındırmayan Hitler, onları katletme emri verir. Max'de bu katliamdan kaçıp kurtulmayı başarır. Babasının eski dostu olan Liesel'in evlatlık verildiği aileye sığınır. Bir zaman burda saklanır. Liesel'de bu süreçte Max ile yakın bir bağ kurar. Belediye başkanının evinden çaldığı kitapları Max'le okurlar. 

Liesel, zaman geçtikçe okumayı ve yazmayı çok seven bir kız olur. 
Savaşın etkileri çok iyi yansıtılmış. Kendi yaşam savaşını vermeye çalışan Liesel'in anlatıldığı bir film...

9 Ocak 2018 Salı

BOZACIIII




Kışın vazgeçilmezlerinden biri de boza. 
Bozayla ilgili bazı anılarımı anlatacağım sana. Çocukken Bursa'da anneanne dede ziyareti yaptığımız bir zamanda her akşam sokaktan bozacı geçerdi. Yine kış mevsimlerinden biriydi zannımca. 

 Bazı akşamlar sokaktan bozacı geçerdi o gür sesi ile. Biz de inerdik aşağıya boza almak için. Sonra hep beraber otururduk bir odada boza yemek için. Aklıma nasıl yer edinmişse bu anı. Bozayla tarçın ya da leblebi iyi gidiyor. Ama ben sade boza tercih edenlerdenim.

Geçen yıldan beri oturduğumuz mahallede kışla birlikle bozacılar geçer oldu. Geçerken de ''boozaaa bozacıııı'' diye bağırmayı da ihmal etmiyorlar tabii ki. 
Eskilerde kalan unutulmuş güzel şeylerin tekrar gün yüzüne çıkması ne güzel.

8 Ocak 2018 Pazartesi

MİM | YENİ YILDAN BEKLEDİKLERİM



Sevgili Elif yaptığı bir mimde yazısının sonuna beni de eklemiş. 
Mim davetine teşekkür ediyorum Elifciğim.💗
Onun mimine de buradan ulaşabilirsin.

Eveet, mim yapmayalı o kadar çok oldu ki. Mim cevaplamayı bile çok özlemişim. 
İlk defa bir yıldan beklediklerim hakkında bir yazı yazmış olacağım sanırım. Bu da ayrı bir heyecanlandırdı beni.

1. İlk olarak bu yıl daha çok kitap okumak istiyorum. Bu anlamda kendime biraz baskı kurup zorluyorum da diyebilirim. Kitap okumamak için bahane üretmek istemiyorum. O yüzden daha çok daha çok okuyalım!



2. Ve tabii ki daha çok gezmek. Ufak çaplı geziler düzenlemek. Mümkünse İstanbul dışında. Yakın illerle başlayıp bir sürü şehir gezmek istiyorum. Tatil günlerim az olduğu için bu isteğim bir yılda gerçekleşir mi pek emin değilim. 



3. Daha çok kartpostallaşmak. Aslında Sevgili Elif'in düzenlemiş olduğu #20denönce20 etkinliğinde bir liste hazırlamıştım kendime. Burada blog arkadaşlarıma kartpostal göndereceğimi de belirtmiştim. Birkaç arkadaşıma göndermekle başladım. Devamını da getirmeyi istiyorum.



4. Bir kumbara yaptım kendime. Öyle çok süslü püslü bir şey değil. Hedeflerimden biri de hafta sonunda cüzdanımda kalanları bu kumbaraya atmak ve hiç oradan para almamak. Yıl sonunda birikenlerle çok istediğim bir yere gidip orada gezmeyi istiyorum.


Dilekler, istekler, arzular, hayaller hiç bitmiyor değil mi? 
Ama en güzeli de ne biliyor musun?
Hayal ettiklerine sıkı sıkıya tutunup yaşamak. 

7 Ocak 2018 Pazar

IT




Stephen King'in yazmış olduğu romandan filme uyarlanmış. 
Filmin adı, O. 

Filmde 7 çocuk karakterin hayatları ele alınıyor. Bu çocukların ortak özellikleri ise, gittikleri okulda dışlanması ve kötü muamelelere maruz kalmaları. Çocuklar da kendilerini ezik grup olarak adlandırıyorlar. Ve bir arkadaş grubu kuruyorlar. Boş zamanlarında birlikte takılıyorlar.

 Bir gün içlerinden birinin erkek kardeşi kaybolur. Ve fark ederler ki yaşadıkları kasabada belli zamanlarda hep çocuklar ortadan kaybolmuştur. Kaybolan çocuğun ailesi, çocuktan ümidi keserler ama abisi kaybolan kardeşin yaşadığını düşünür. Bazı teoriler atar ortaya. Ama ailesi inanmaz. 


Diğer taraftan korkutucu bir palyaço vardır. Bu palyaço kaçırmak istediği çocukların korktuğu kılıklara girebilmektedir. Yani istediği kılığa ve biçime giren bir palyaço var ortada. Ve kısa süreli gerçekliğe çok yakın kabuslar yaşatır. Ezik takım palyaçonun peşine düşecektir. Ve kaçırılan tüm çocukları bulmaya yelteneceklerdir. Filmin sonu sanki ikincisi de çıkacakmış gibi bitiriliyor.

6 Ocak 2018 Cumartesi

MANGALA TURNUVASI




Herkesin dilinde bir mangaladır gidiyor.
Çok yakında okulda mangala turnuvası yapılacak. Bu vesileyle bu oyunu ben de oynamış ve öğrenmiş oldum. Ama henüz çok acemiyim. Mangala, strateji ve akıl oyunu olmasının yanı sıra Türk oyunu. 

Kuralları basit ve anlaşılır. Ancak bol antrenman istiyor. Bugün eve de bir mangala aldık. İlk rakibim erkek kardeşim oldu evde. Dört turun üçünü o kazandı.😒 Oynadıkça daha da bağlanıyorsunuz oyuna. Birçok farklı çeşitleri de varmış. Sanırım fiyatına göre taşların ve kutunun kalitesi de değişiyormuş. Ama ne fark eder ki. Sonuçta aynı oyun aynı kurallar hepsinde geçerli.😊 

İnternette dolanınca atık malzemelerden kendi mangalalarını yapan insanlar da olmuş. Bu fikir de güzel. Çocuklarla dahi uygulanabilir. Hem yapılışına katkı sağlamış olurlar hem de oynarken eğlenirler.

Bi turnuvada bizim evde olacak sanırım. Sizin mangalanız hazır mı?

5 Ocak 2018 Cuma

İLK GÜL




Rehabilitasyon çok farklı bir ortam. Bazen sizi derin düşüncelere daldırıyor bazense gözlerinizi yaşartıyor. Minik ellerin çabasını görmek aklınızı kurcalayan tüm düşünceleri alıp götürüyor uzaklara. 

Benim çokça gözlerim yaşardı bu çocuklar karşısında. Ama gülümsememi hiç bırakmadım. Hep tebessüm ettim onlar da tebessüm ettiler bana masum gülüşleriyle. En büyük öğrencim 33 yaşında. Ve kendisinden bir gül aldım bugün. Öğrencimden aldığım ilk çiçek oldu. Yine gözlerim yaşardı ama tuttum kendimi. Teşekkür ettim gülü kabul edip. 

Aslında yaşların pek bir önemi yok. Kalplerle anlaşıyoruz biz. Bir bakışla bazen bir tebessümle. Onların da ihtiyacı olan tek şey sevgi aslında. Hepsi sevgiye aç ve muhtaçlar. Gözlerinin içindeki pırıltıyı görüyorum. Tek istedikleri şey sevgi. Duyguları köreltmek yerine açığa çıkartmak istedikleri. 

Bana artı yönler de kattı bu farklı ortam. Daha çok şükretmeyi borç bilmeye başladım kendime. Bildiğimi, bilgilerimi onlara nasıl anlatırsam daha yararlı olur düşüncelerine sarıldım bu aralar.

 Çünkü bilginin de zekatı öğretmektir.

4 Ocak 2018 Perşembe

PUL




Eski zamanlarda her mahallede bulunan bakkallarda satılan pullar şimdi sadece internet siteleri ve Ptt'lerde satılıyor oldu. İnsanların mektuplaşmayı unutmasıyla pullara verilen değer de kayboldu gözlerden.

Pazar günü Ptt Filateli uygulamasından kendime pul seçip sipariş etmiştim. Pullarım bugün ulaştı elime. Heyecanla açtım paketi. Beklediğimden de baya konforlu göndermiş Ptt pullarımı. Küçük, ince yapraklı bir defterin arasına dizilmişti pullar. Tabi ki yeni sahiplerine gidecekler çok yakında.

Blogumu okuyanlar mektuplaşmanın benim için hobi olduğunu biliyorlar. Gönderilmeyi bekleyen o kadar çok mektup var ki... Önce bir liste yapıp sıraya dizmeli ve ardından da paketleme işlemlerini yapıp tatil günümde postane yolunu tutmalıyım.

3 Ocak 2018 Çarşamba

MISSING 9




Bir müzik şirketinin oyuncularının ve şarkıcılarının bulunduğu uçak arıza yapar ve ıssız bir adaya düşer. Tek amaçları şirketlerinin onlara kafa dağıtmaları için sunduğu kısa tatilin keyfini çıkartmaktı. Ancak uçağın düşmesiyle uçakta bulunan herkes ıssız adanın çeşitli yerlerine savrulur. 

Bu insanların kendi aralarında hayatta kalma serüvenlerini göreceksiniz. Dizide bol bol flashbackler var. Senarist bizi geçmişe çok götürüyor. Issız adada mahsur kalan bu 9 kişinin yalanlarını, itiraflarını ve hatta bazılarının içinde bulunan canavarların ortaya çıkışına şahit olacaksınız. 

Dizi biraz Lost tadında. Lost kadar başarılı bir kurgusu yok ama. Lost'u beğendiysen bu diziyi de beğenirsin diye düşünüyorum. Konular benzer. Hayatta kalma mücadelesi ve zaman zaman gruplaşmalar da oluyor. İzlemesi hoş bir dizi. 

2 Ocak 2018 Salı

FARKLI BİR GÜN AMA AYNI DUYGULAR






Resmi olarak bugün kendi derslerime girdim kurumda. Bu tarz yerlerde dersler genellikle bireysel eğitim sınıflarında veriliyor. Kendi sınıfım, kendi sınıf defterim oldu. Mesleğin manevi boyutu tat vermeye başladı bile ilk günden. Öğrenme güçlüğü çeken, down sendromlu, otizmli, zihinsel engelli olmak üzere birbirinden güzel mi güzel on beş tane öğrencim var.😊 

Onlara daha faydalı olmak için tanılarıyla ilgili makaleler de araştırmayı düşünüyorum. İlk gün biraz karmakarışık geçmiş gibi olsa da inanıyorum ki zamanla öğrencilerimi ve tanılarını tanıyıp daha çabuk etkinlikler üretip uygulayabileceğim.

Birkaç tane emekli hocalarımız da var kurumda. Hatta bugün onlardan bir tanesinin doğum gününü bile kutladık. Sonra öğrendim ki her öğretmene vakti geldiğinde doğum günü partisi yapılıyormuş.🙊

1 Ocak 2018 Pazartesi

SADAKO ve KAĞITTAN BİN TURNA KUŞU



Kitabın konusu, Japonya'da 1943- 1955 yılları arasında yaşamış olan küçük kız Sadako'nun gerçek yaşam hikayesine dayanarak yazılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri,  2. Dünya Savaşı'nı sona erdirmek amacıyla atom bombasını Hiroşima'ya büyük bir gururla atıyor. Bu atom bombasının etkileri o ülkeden yıllarca hatta nesillerce silinmiyor, silinemiyor.


Küçük Sadako atom bombası ülkesine atıldığında sadece iki yaşındaydı. Çok güzel ve zeki bir kızdı. Sadako büyüdükçe okul başarılarıyla ailesi gurur duyuyordu. Sadako spora da meraklı bir kız çocuğuydu. Ve birgün 10 yıl önce atılan atom bombasının etkisi Sadako üzerinde nüksedecektir. Sadako kansere yakalanır. Sebebi ise o henüz iki yaşındayken ülkesine atılan ve sözde barışı getirecek olan atom bombasıdır. 

Sadako her şeye rağmen umudunu yitirmez. Kağıttan bin turna kuşu efsanesi der ki: Bir insan hastalandığında, kağıttan bin adet turna kuşu yaparsa sağlığına kavuşacaktır. Sadako, hastanede geçirdiği süre zarfında kağıtlardan turna kuşu yapmaya başlar. Her birinin kanatlarına ''huzur'' yazar ki böylelikle bu kuşlar tüm dünyada uçabilsin.



Ayrıca kitabın son sayfalarında kağıttan nasıl turna kuşu yapıldığına da yer verilmiş. Resmin sol tarafında yer alan büstte de Sadako'nun anıtı yer alıyor. Küçük kız Sadako'nun gerçek yaşam öyküsünü herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. 
 

BİRPEMBESEVER