29 Mart 2018 Perşembe

FUN WITH DICK AND JANE





Dick ve Jane işbaşında. 
Jim Carrey'in güldüren filmlerinden biri. Carrey, Dick adında bir adamı canlandırır. 

Dick, kariyerinde başarılı ve aynı zamanda da herkesçe sevilen bir karakterdir. Ailesi ile zengin ve lüks bir hayat sürer. Çalıştığı şirketten terfi haberini yeni almışken şirketin sahibi dolandırıcılıkla suçlanır ve şirket çalışanlarının istifaları verilir. Dick, yaşadığı bu durum yüzünden kısa süreli bir bunalıma girer. Çünkü bu zamana kadar hep lüks yaşamıştır. Ve sosyetik komşulara, arkadaşlara sahiptir.

İçinde bulunduğu bu durum, Dick ve ailesinin yaşadıkları lüks hayattan vazgeçmelerine neden olur. Evlerindeki eşyaları da satmak zorunda kalırlar. Dick ve karısı Jane, bu olayların bir haksızlık olduğunu düşünürler. Karı koca birlikte peşi sıra hırsızlık yaparlar. Bu hırsızlıklar, çok komik bir şekilde gerçekleşiyor. Son olarak Dick, patronundan intikam almak ister ve karısıyla bir plan yapıp gerçekleştirmeye koyulur.

28 Mart 2018 Çarşamba

MALEZYA'YA MEKTUP






Uzun zaman olmuş mektup yazmayalı. Baya bir uzun zaman hem de...
Bunu yazarken fark ettim. Mektup cevaplamayı özlemişim. Cevaplamam gereken mektup sayısı artmaya başlamışken bir tanesinden başlamalısın Tuğçe dedim ve masama oturdum.

Malezyalı mektup arkadaşım geçen yıl doğum günümde bir mektup göndermişti. Bununla kalmayıp geçen ay da sürpriz bir paket yollamıştı bana. Çok mutlu etmişti beni. Ben de iki sayfalık bir mektup yazdım. Birkaç hediye de aldım. Dilerim paketim onu mutlu eder. Ve yüzünde tebessüm oluşur. 

Son olarak bir şeyden daha bahsedeyim. Mektup arkadaşı edinmek zor değil. Ben instagram kullanırken bulmuştum bu arkadaşlarımı. Şimdi ikisiyle de mesajlaşarak ve mektuplaşarak haberleşiyoruz. Gerçekten çok güzel bir şey, mektup arkadaşının olması. Özellikle farklı bir kültüre ve hayata sahipse.

27 Mart 2018 Salı

EULACHACHA WAIKIKI






Yılın komedi dalındaki dizilerden biri.
  
Üç tane erkek karakter var. Bunlar Waikiki adında bir konuk evi işletmektedirler. Hayatları çok sıradan ve zavallı olmaya başlarken bir sabah uyandıklarında içlerinden bir tanesinin dolabından bir bebeğin ağlama sesinin geldiğini işitirler. Bu bebek, bir kimse tarafından bu konuk evine bırakılmıştır.

Konuk evinde her şey kötüye giderken bu bebek ortaya nereden çıkmıştır? Üç gencin işlettikleri konuk evinin de kira borçları epey birikmiştir. Her bölüm farklı bir karakterin üzerinden devam ediyor. 

Ortadaki karakter yazar olmak ister ve bunun için baya çabalar. Kötü senaryolar yazmasına rağmen. Onun sağında olan erkek ise oyuncu olmak ister. Bu yüzden dizilerde, filmlerde dublör olarak yer alacaktır. İzlerken çok güldüğüm replikleri olan da bu oyuncu karakterin geçtiği bölümler oldu. Bebeği kucağında tutan karakter ise çalkantılı bir aşk hayatına sahiptir. Ve onun da yaptığı ek işi vardır: fotoğrafçılık.

Aslında her bölüm komik ve eğlenceli. Gülmeden geçebileceğin bir bölüm yok. Oyunculuklar muhteşem. 

26 Mart 2018 Pazartesi

DİRİLT KALBİNİ





'' Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.'' (Bakara,269)

Nouman Ali Khan'ın , 2017 yılında çıkartmış olduğu Dirilt Kalbini kitabı. Daha şimdiden birçok kitap sitelerinin çok satanlar listesinde. Kitabı okuyunca neden çok satanlar listesinde olduğunu anlayıp, hak veriyorsun. Benim okuduğum kitap dokuzuncu baskısıydı. 

Kitap, tür olarak dini bir kitap. İçeriğinde ise yer yer Kur'an'dan ayetler vererek açıklamalar yapıyor. Yazarın birkaç sohbetini izleme şansım olmuştu. Konuşma dili, yaşamdan verdiği örneklerle kendini dinlettiriyor. 

Kitabı da aynen öyle. Kendini okutan bir kitap. O kadar yavaş okumaya çalıştım ki, hiç bitsin istemedim. Hayatın içinde kaybolduğumuz meselelerimize Kur'an'dan ayetlerle destekleyip, gerçek yaşamdan kıssalarla önümüze sunması benim çok hoşuma gitti. Kendime pay çıkarttığım çok yer oldu.  Bu kitaptan çok faydalandım. Ve bir sürü not çıkarttığım yerler oldu. Kimi zaman tekrar tekrar okuduğum yerler de elbette oldu. Dünya hayatına kapılıp, mühürlenmiş kalplerimizin kilidini açacak samimi sıcacık bir kitap.


'' Ne zaman kırlaşmış saçlarına baksan, kırlaşan her bir telin seni son nefesine doğru yaklaştırdığını göreceksin.''


''İnsanlara yardım ettiğinizde onlardan gelebilecek teşekkürü duymak için beklemeyin.Çünkü yardımda bulunmanızın amacı onlardan takdir sözleri işitmek olmamalı.''

''Yaşlılara sorsanız,bir geriye dönüp baksan,hayatında neler gördün geçirdin? Derler ki; Sadece bir gün yaşamış yahut göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi.''

25 Mart 2018 Pazar

İNSANE 2016 - COME TO SEE ME





Film biraz gerilim biraz gizem barındırıyor. 
Soo Ah, adında bir kız sabah evinden çıkar. Güneşli, pırıl pırıl bir gündür. Soo Ah, caddede yürürken iki güvenlik görevlisi tarafından zorla bir minibüse bindirilir. Elleri bağlanır, ağzı kapatılır ve başına bir bez geçirilir. Soo Ah, şok ve panik içerisindedir. 

Gözlerini açtığında bir psikiyatri kliniğinde olduğu söylenir. İşlediği bir suçtan dolayı buraya getirildiğini, kaçıran kişilerce tedavi edilip eski haline kavuşunca serbest bırakacaklarını söylerler.

Psikiyatri kliniğinde, Soo Ah'a zorla uyuşturucu ilaçlar verilir. Amaçları ise aklını yitirmesini istemeleridir. Soo Ah gibi başka insanlarda bu klinikte vardır. Kliniğe dışarıdan erişim yoktur. Yasal bir yer değildir. Baştaki kişiler çok farklı işler çevirmektedirler. 

Aradan bir yıl geçer ve bu klinikte yangın çıkar. Tek kurtulan da Soo Ah'dır. Ama şimdi de ceza evindedir.  Bir yapımcı, sunduğu programda bu kadının hayatını ele almaya karar verir. Yapımcı ve Soo Ah'ın yolları kesişir. Soo Ah'ın hayatındaki gizemlerin perde arkasında neler vardır?

Film güzeldi. Son ana kadar merak içerisinde oluyorsun. Filmin senaristi ters köşelere de yer vermişti. Şaşırtıcı bir filmdi.

24 Mart 2018 Cumartesi

MİLLETİN AĞZI TORBA DEĞİL Kİ BÜZESİN




Her iş yerinde var sanırım. Böyle beş parmağı geçen ya da geçmeyen, olgunlaşmamış, meraklı, kendine dedikodu malzemesi arayan laçka insanlar. 

Çalıştığım kurumda işe girdiğimden beri elimden geldiğince herkese güler yüzlü oldum. Ama bir tebessümün başka kapıları aralayacağını düşünemedim. Yüz bulup astarını utanmadan isteyen insanların çevremde türediğini fark ettim. Duygularımı, rahatsızlıklarımı o kişilere yansıtmayıp susup içimde biriktirdim. Aslına bakarsan bu yaşadıklarımın hepsi birer tecrübe benim için. 

Son iki gündür artık patlama noktasına geldim. İçimde alevlenen ve patlamaya hazır bir barut olsa da meraklı bir öğretmen yine soru yağmuruna tuttu beni. (Özel hayatım ile ilgili) Artık tahammülüm kalmamıştı. Ama bağırıp çağırıp, öfkelenip de duygularımı, rahatsızlığımı o kişiye ve kişilere belirtemezdim. Sakinliğimi koruyarak bu gereksiz sorulara bir son vermesi gerektiğini düşündüm. Şahsen, kimsenin özel hayatı ile ilgilenmediğimi ve merak etmediğimi belirterek onun da benim hayatımı merak etmesinin bir lüzumu olmadığını söyledim, birkaç cümle daha ilave ederek. Ve kızarıp sustu.

Rahatsızlığını içine atmayacakmışsın. Bunu çok iyi anladım. Akıl yaşta değil baştadır sözüne de çok katılıyorum. Ne kadar güzel demiş atalarımız değil mi? Öğretmen, eğitimci dediğimiz insanların merak ettikleri şeye bak ya! Bir eğitim, öğrenci üzerine oturup konuşacağımıza benim özel hayatım ilgisini çekiyor meraklıların. İlgisiz olun. Görevinizi icra edin.


23 Mart 2018 Cuma

KORELİ MEKTUP ARKADAŞ





Bu hafta ve geçen hafta mektup arkadaşlarımdan gelen paketlerle mutluluk üstüne mutluluk yaşadım.
 İki tane Koreli mektup arkadaşım oldu. Biriyle iletişimimiz nedenini bilmediğim bir sebepten dolayı bitmişti. Bu Koreli mektup arkadaşımla ise 2016 yılının yaz aylarından birinde tanışmıştık. Ardından mektup arkadaşları olmaya karar vermiştik.

Sang A'dan mektup geleceğini biliyordum ama bu kadar büyük bir kutunun geleceğini tahmin etmemiştim. Yine bir sürü güzel hediyeler göndermiş. Gelin hep birlikte kutunun içindekilere bakalım.



Korelilerin mektup zarflarına ve kağıtlarını çok beğeniyorum. Sang A iki sayfalık bir mektup yazmış. Okuması çok keyifliydi. 😊




Magnetler ve kitap ayraçları.




Boş bir kartpostal seti. Kartpostalın arka kısmı boş. Çizimler yapıp sulu boya ile renklendirebiliyorsun. O kadar iyi oldu ki, sulu boya ile yapılan resimlere merak salmıştım ben de. Bunun üzerinde denerim artık. 😇




KakoTalk emojilerinden Apeach karakterli havlu. KakaoTalk, Kore'nin whatsappı gibi bir şey. Koreli arkadaşımla biz de bu  uygulama üzerinden konuşuyoruz.




Olmazsa olmaz kartpostal setlerii. 😍



Kedi desenli kaseler.




Tarçınlı çay.



Arkadaşım kısa süre önce İspanya'ya seyahate gitmişti. Beni de unutmamış ve oradan kartpostal, bitki çayları göndermiş.



Son olarak mektup setleri.

Herkesin bir mektup arkadaşı olmalı bence. En azından denemediysen, hayatında bir kere de olsa denemelisin. 
Yaşasın mektup arkadaşlığıı! 😊


22 Mart 2018 Perşembe

SEVGİLİ DOST #5





Sevgili dost,
Sana yazmayalı baya oldu. Unuttum sanma seni. Sadece çok meşgulüm. Her gün bir öncekinden yoğun gibi geliyor. Zaman yetmiyor diyen insanlar tayfasına ben de dahil oldum. Belki bir bahane sunuyorum şu an sana,bilmiyorum. Tek bildiğim duygularımı ve düşüncelerimi rahatça sana dökebildiğim.

Zaman ayırmaya çalışıyorum. En başta kendime ve sonra sevdiklerime. 
Çok güzel bir kitap okuyorum. Nouman Ali Khan'ın bir kitabı. Hiç elimden düşürmek istemiyorum ama yavaş okuyorum ki, çabuk bitmesin.

Sevgili dost, 
İnsanları anlamayı bırakalı çok uzun zaman oldu. Artık herhangi bir gayret göstermiyorum onlar için. O kişi böyle, bunu değiştiremezsin ve değişmez de. 

Olgunluk. Ne kadar mühim bir şey. Fiziksel olgunluktan ziyade fikir, zihniyet olgunluğu. 

Sevgili dost, istiyorum ki, kimse beni bir kalıba sokmaya çalışmasın. Nasıl ki benim, onları olduğu gibi kabullendiğim gibi onların da beni olduğum gibi kabullenmelerini istiyorum. Burada da meselenin içine bireysel farklılıklar giriyor sanırım. Yine bir şekilde sıyrılıyorlar.



21 Mart 2018 Çarşamba

BİR KALEM BİR SÜRÜ MUTLULUK EDERMİŞ






Geçenlerde kız kardeşimle dışarıya çıkmıştık. Eğer avm gibi bir yere gidersem D&R, toyzshop gibi cicili bicili şeylerin satıldığı yerleri gezmeyi de es geçmem. Yine öyle bir mağazaya girdik. Kırtasiye reyonunda bir sürü kalem vardı. Aklıma birden çalıştığım kurumdaki bir kız öğrenci geldi. İsmi Ecrin.

Çarşamba ve cuma günleri kuruma geliyor. Benim aldığım öğrencilerden değil ama bir keresinde telafi dersine bana vermişlerdi Ecrin'i. 1.sınıfa gidiyor. Çok neşeli bir kız. Beni her gördüğünde ya gelip kocaman sarılıyor ya da uzaktan bakışıp el sallıyoruz birbirimize. 😊

Şöyle arkası tüylü kalemler oluyor ya işte onlardan aldım. Bugün öğrencimi almadan önce kalemi elime aldığım gibi Ecrin'in yanına gittim. Bu senin içinn dememle birlikte hemen sarılıp teşekkür etti. Çok mutlu oldum.🙈 Kendi öğrencimi alıp dersime gittim. 

Dersten sonra Ecrin tekrar yanıma geldi. Kalemi ellerinde tutuyordu. Yüzünde bitmek bilmeyen gülücükler. Bu satırları yazarken ben de kendimi gülümserken buluyorum. Kurumdan ayrılana kadar da kalem elindeydi.😊

20 Mart 2018 Salı

MİM | SENİ SEN YAPAN ŞEYLER





Merhabaa! 😊 
Bu mime pembe sakuralar eşlik etsin istedim. Sevgili Merve, yaptığı bir mime beni de mimlemiş. Biraz gecikmiş olsam da bence geç kalmış sayılmam bu mimi yapmak için. 😇

Seni sen yapan şeyler.

Öncelikle pembe rengi. Beni ben yapan şeylerden. Hep çok sevmişimdir pembeyi. Sonra çiçekleri,doğayı, hayvanları. Doğa yürüyüşlerini çok severim. Gezmeyi, gezerken öğrenmeyi kendime hobi edindim. Beni blogumdan bildiğin gibi mektuplaşmak da hobilerim arasında olan şeylerden biri. 2013'den beri farklı kültürlere sahip birçok insanla kartpostallaşıp, mektuplaştım.

Biraz duygusalım. Yaşadığım olayların beni etkilemesine çok çabuk izin veririm. En hassas noktam bu sanırım. Ancak duygusal olduğum kadar cesur ve açık sözlü biriyimdir. 

Hello Kitty'e olan zaafım. Yaşım bilmem kaç olursa olsun. Seni sevmekten vazgeçmeyeceğim Kitty. 😊
Bir yanım çok olgun bir Tuğçe'dir. İnsanlar bunu söylerler. Yaşıma göre olgun olduğumu. Ama bir yanımda da sakladığım, ruhu çocuk olan bir Tuğçe vardır. 

Yazı yazmayı, resim yapmayı, müzik dinlemeyi ve söylemeyi çok severim. 
Ve son olarak.
 Mesleğim.
 İyi ki bir öğretmenim. Çocuklarımı, onların beni sevdiği kadar çok seviyorum.

19 Mart 2018 Pazartesi

KONYA'DAN GELEN MUTLULUK





Güne Konya'dan gelen mektupla başladım. 😊 
Sevgili Zeliha ile bloglarımız sayesinde tanışmıştık. Sohbet edince ikimizin ilgi alanlarından birinin de mektuplaşmak olduğunu öğrendik. Onun da Koreli bir mektup arkadaşı var. Aynı zamanda da KOREDELİSİYİZ blogunun sahibesi.💜

Upuzun bir mektup yazmış Zeliha. Uzun mektupları okumayı da çook seviyorum. Sanki seninle karşılıklı sohbet ediyormuşuz gibi hissettim mektubunda. Konya’yı hatırlatacak ufak hediyeler göndermen de ne incelik.🙈 Mevlana şekerini afiyetle yiyeceğim .☺️ Blog açmanın ve yazmanın iyi yanlarından biri de güzel insanlar tanımak, onlarla arkadaşlık kurmak. 

Konya, gitmeyi istediğim şehirlerden bir tanesi. Dilerim bir gün Zehra ile de tanışma şansım olur. Canım Zehra, çok teşekkür ederim bu güzel mektubun için. Sağlıcakla kal arkadaşım!



18 Mart 2018 Pazar

YES MAN



YES MAN


Şu sıralar Jim Carrey filmlerini izliyoruz. Epey eğlenceli ve komik filmleri var. Carrey, usta oyunculuğunu mizah yeteneğini ve mimiklerini tüm filmlerinde üstün bir yetenekle sergiliyor. Bu filmlerden biri de Yes Man.

Filmde Carl adında bankada çalışan, sıradan ve tek düze bir hayatı olan, her şeye hayır diyen bir adam vardır. Arkadaşlarına göre Carl'ın bu sıkıcı hayatı da onun her şeye hayır demeye alışmasından kaynaklıdır. Bir gün yolda yürürken eline bir afiş geçer. Bu afişte de hayatında gerçekleşen olaylara evet deyip fırsat vermekle ilgili bir seminere yer verilmektedir. 

Carl, bir takım sebeplerden dolayı kendini Evet Semineri'inde bulur. Artık o günden sonra Carl, başına gelen her şeye evet diyeceğine dair söz verir. Bu sözü bir yıl tutmak zorundadır. Aksi halde yaptığı anlaşmayı bozarsa bazı kötülükler silsilesi onun peşini bırakmayacaktır. Carl'ın her şeye evet demesi başına gelecek bir takım belalara da davetiye çıkartacaktır. Jim Carrey'nin, komik mimikleriyle seni güldüreceği eğlenceli bir film daha.



15 Mart 2018 Perşembe

ME, MYSELF & IRENE





Jim Carrey'nin başrolünü oynadığı inanılmaz eğlenceli bir film. Bir polis memuru olan Carrey, Charlie adında bir karaktere bürünür. Charlie, 17 yıllık polis memurudur. İşini çok sever ve büyük bir tutkuyla icra eder.  

Charlie aynı zamanda çok iyi kalplidir ve insanlara yardım etmeyi sevdiği gibi insanlar ondan yardım istediğinde de hayır diyemez, her denileni yapar adeta. İnsanlar, onun bu iyi niyetini suistimal ederler.

Bir gün Charlie'nin içinde bastırdığı duyguları dışa vurur ve yeni bir kişilik meydana çıkar. Film, çoklu kişilik bozukluğunu ele alsa da Jim Carrey, başrolü oynayınca ortaya muhteşem ve komik bir film çıkmış. Bol bol güleceğiniz bir film. 

Polis departmanı, Charlie'de meydana gelen değişikliği fark eder ve onu tedavi olması için başka bir eyalete sevk ederler. Bu yolculuk esnasında da bir kadın suçluyu gittiği eyaletteki şubeye teslim etmesi gerekir. Maceralar, komiklikler bu iki karakterin peşini bırakmayacaktır.

14 Mart 2018 Çarşamba

TEŞEKKÜR EDERİM






Teşekkür ederim. 
Bu teşekkür sana sevgili okuyucu. Blogumu ve yoğun geçen hayatımı bilen insanlar buraya nasıl vakit bulduğumu sorarlar hep. İnanır mısın bu vakti ben de nasıl bulduğumu bilmiyorum. Tek düşündüğüm şey: Düzenli olarak yazı yazmalıyım çünkü beni bekleyen bir sürü insan var ardımda. Bu konuda sorumlu hissediyorum kendimi sana karşı. Her bir okuyucuma karşı.

Kısa bir zamanda çok olduk ve artıyoruz da. Mutlu oluyorum. Yazılarımda kendine değer bir şeyler bulduğun için blogumda. Benimle yol arkadaşı olduğun için minnettarım sana. Artık bir gün yazı yazmasam aklım burada kalıyor. Kendimi iyi hissediyorum blogumda. Bir sürü insanı misafir etmekle birlikte ben de bir sürü kişiye misafir oluyorum kimi zaman.

Bu teşekkür yazısı gönlümden geçti. Ara ara yaparım da hatta bunu. 2018'in ilki olmuş oldu bu yazı.

13 Mart 2018 Salı

MALEZYALI MEKTUP ARKADAŞIM





Intan Liyana. 
Diğer adıyla Nana.
Bir nevi takma adı. Bizdeki göbek adı gibi bir şey oluyor. Elime Nana'dan bir posta ulaştı. Sürpriz bir paket oldu bu. Karşılaştığımda çok sevindim. Kilometrelerce uzaklıktaki bir insanın sizi düşünüp bir şeyler yapması ne hoş incelik.

Kısa bir süre evvel Malezya'da yer alan Penang diye bir yeri ziyaret etmiş. Oradan bana da ufak hediyeler almış hatıra olarak kalması için. 

Çok ani gelen bir mektup oldu. 🙈 Seviyorum böyle habersiz gelen sürprizleri. Geçen hafta da ilk video görüntülü konuşmamızı yapmıştık. Sana da bahsetmiştim. Galiba bu hafta sonu ikincisini gerçekleştireceğiz kısmet olursa. 

En iyisi ben mektubu bir kez daha okuyayım seni de bu yazıyla baş başa bırakayım. 
Kal sağlıcakla! 😊

12 Mart 2018 Pazartesi

BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ





Victor Hugo, Bir İdam Mahkumunun Son Günü adlı eserini 1829 yılında yayımlamış. Eser, tazeliğini koruyarak günümüze kadar ulaşmış.

Kitapta, cinayetle suçlanan genç bir adamın idama çarptırılması anlatılıyor. 
Yazar, idam mahkumunun son günlerini anlatan notlara kitabında yer vermiş. Olaylar Paris'te geçiyor. İdam cezasına çarptırılan bu genci, Paris'te herkes tanıyor ve onu idam mahkumu olarak çağırıyorlar. Haberlerde, gazatelerde, halkın ve gardiyanların dilinde o bir insan değil, idam mahkumudur.

Halkın yargısız infazlarına, yargıçların ve yasaların haksız kararlarına, kesin hükümlerine maruz kalan idam mahkumunun son 6 haftası kitapta geçiyor. İdam mahkumuna çarptırılan gencin çaresizliği, hayalleri ve yok yere kurduğu ümitleri biraz yürek burkuyor. 

Yazar, toplumun her kesiminden insanların, idamlara meraklı ve ilgili bakışlarına dikkat çekiyor. Victor Hugo bu eseriyle idam cezasına adeta karşı çıkmakta.




10 Mart 2018 Cumartesi

SOPUNG KORE RESTORANI








Bugün ani bir kararla Kadıköy sokaklarında bulduk kendimizi. Eve iki saat önce varmış olsam da bugünü sana da anlatmayı istedim. Yoğun bir haftayı daha geride bıraktım. Kız kardeşim işten çıkmadan önce aradı ve Kadıköy'de bir Kore restoranı olduğundan bahsetti.


Kore dizilerini ve filmlerini takip edince, iştahla yedikleri o yemekleri de merak etmemek mümkün olmazdı. Kız  kardeşimin ısrarlarına dayanamadım ve Öznur Hocayı'da  yanıma alıp Kadıköy sokaklarına attım kendimi.


Restoranın adı Sopung. Bu yerin ilk şubesine gitmeyi çok istiyorduk ama bize baya uzaktı. Şansa bakın ki sahipleri ikinci şubeyi Kadıköy'de açarak faaliyete geçirmişler. Akşam yemeğimiz, bizim kültürümüze ve damak tadımıza çook uzak olan Asya ülkesinden Güney Kore yemekleri oldu.

İlk yemeğimizin adı Gimbap. Yosunun içine sarılmış turp, yumurta sarısı, sosis, pirinç. Görsel olarak güzel görünse de yosunun tadını pek beğendiğimi söyleyemem ama yine de tatmak güzeldi. 😊



İkinci yemek olarak da bulgogi yemeğini tattık. Yanında pilav ve kimçi de vardı. Pilav, tuzsuz yağsızdı. Aslında böyle olmasına şaşırmadım çünkü bu şekilde tükettiklerini dizilerden biliyordum. Kimchi de bizdeki turşuya benziyordu. Ama salçalı ve sarımsak tadı bizimkinden farklı kılmıştı.



Son olarak da çıtır tavuk siparişi verdik. En çok beğendiğim buydu. Hafif ve lezzetliydi. Genel olarak diğer tattıklarımız da öyleydi. Kore yemeklerinin hafif olması beni şaşırttı. Bir de menüde bazı iddialı yemekler de vardı. Gözümden kaçmadı. Acıyı seven Koreliler bu restoranttaki menülerine de aşırı ve orta acılı yemekler eklemişlerdi. Onları tatmaya cesaret edemedik. 🙊



Farklı lezzetler tattığım güzel bir gün oldu. Restorantın sahiplerinin Koreli müslümanlar olmasına da pek sevindim. Yemekleri gönül rahatlığıyla yedik. Ve günü bitirdik.



9 Mart 2018 Cuma

TEMPTATION






Temptation. 
Entrikalarla dolu melodram dizisi.

Kwon Sang Woo, dizide yüklü miktarda borcu olan bir adamı canlandırır. Aynı zamanda da evlidir. Bir gün karısıyla yurt dışına üç günlük geziye çıkarlar. Yaşadıkları sıkıntılardan uzaklaşmak ve evliliklerini kurtarmak adına bu gezinin onlara iyi geleceğini düşünürler fakat bu konuda yanılacaklardır. 

Diğer başrol de ise zengin bir hayat süren, işinde başarılı bir kadın var. Bu kadın da iş gezisi için yurt dışına çıkıyor. Zengin kadının yolu, kalacağı yerde diğer çiftle kesişecektir. 
Kadın, borcu olan çaresiz adama bir iş teklifinde bulunur. Bu teklif ise çaresiz adamın karısını çileden çıkartır. Teklif şöyledir: Üç günlük tatilinin sonunda adam, bir haftalığına zengin kadının yanında kalıp yapacağı iş görüşmelerinde ona yardım edecektir. Bir nevi kadın parasıyla adamı 7 günlüğüne işi için kiralamayı teklif eder. Adam da karşılığında para alacaktır. Çaresiz adam bu teklife zor da olsa evet diyecektir. Çünkü ülkesine döndüğünde borçlandığı kişiler onu bekliyor olacaktır.

Bitmeye yakın bir evlilikte çiftlerin çok cesur kararlar verdiği bir diziydi. Oyuncu kadrosundaysa es geçilmeyecek kişiler var. Eğer melodramdan sıkılmam diyorsan bu diziyi kaçırma.

8 Mart 2018 Perşembe

MART'ın 8'i





Kendi kimliğine saygısı olan her bir anne...

Erkek çocuğuna saygın bir kişilik kazandırmak istiyorsa,

Ona öğretmelidir ki...

Kadın ne eştir...

Ne bir anne...

Kadın insandır önce...

Sonra birey...

Ve yarımdır erkek...

Bir kadının sevgisini kazanmamışsa yüreği...

Ve nefret ettirmişse bir kadını kendinden...

Kayıtlı değildir ismi...

Ne evlat, ne eş, ne baba, ne sevgili listesinde...

Diyor, Pedagog Adem GÜNEŞ.

POSTCROSSING | ÇİN'DEN KARTPOSTAL GELDİ !





Bu sefer Çin'den kartpostalım var. 🙈
Gönderen arkadaşımızın ismi Vikin. Guangzhou'da yaşıyormuş. Çin'in en büyük üçüncü şehri oluyormuş. Nedense bana şu Çince hep karmaşık bir dil olarak gelmiştir. Gerek isimleri olsun gerekse şehirleri olsun telaffuzları çok zor çıkartılıyor. 🙊

Vikin, Guangzhou'nun kalabalıklığından ve şehir hayatının çok yoğun olduğundan bahsetmiş. Çin'in nüfusunu düşününce bu dediğine şaşırmadığımı 
söyleyebilirim.😊 Ayrıca bu şehirde bir sürü geleneksel binalar ve eserler bulunuyormuş.

Kartpostalın arka kısmını çok güzel kağıt bantlarla süslemiş. Ve bir tane de pul yapıştırmış. Tekrar tekrar okurum şimdi ben bu kartpostalı.😇




7 Mart 2018 Çarşamba

SÜRPRİZ





Geçenlerde sana da bahsetmiştim. Bir öğrencimin velisi benimle tanışmaya gelecekti. Bugün o öğrencimin anne babasıyla tanışıp çocukları hakkında konuşma fırsatım oldu. Çok güzel övgüler aldım. Ve bu beni o kadar mutlu etti ki sanki Oscar ödülü kazanmışım gibi hissettim. 

Muhammed'le akademik ilerliyoruz. Yani okul derslerinde yardımcı oluyorum. Henüz 1.sınıfta. İnşallah okumaya başladığı o ilk günü de burada seninle paylaşma fırsatım olur.

Öğleden önceki son dersimde öğrencilerimden İrem bir sürpriz hazırlamış bana. Sınıfıma girdiğimde masamın üzerine iki kek ve mumlar, balonlarla karşıladı beni. Bir de kolye ve kalemlik almış. Çok mutlu oldum. 

Öğretmenlik, mevsimler gibi. Her duyguyu yaşatıyor insana. 

Kal sağlıcakla!

6 Mart 2018 Salı

GÜRÜLTÜ





Az sonra paylaşacaklarımdan muzdarip bir sürü kişi çıkacaktır.
Çok katlı apartmanlarda oturmak büyük bir marifetmiş gibi görülüyor. Oysa ki bu apartman kültürü içimize yerleştiğinden beri ne komşuluk kaldı ne de kul hakkını önemsemek kaldı.

Bir gürültüdür ki bitmek bilmiyor. Normal bir apartman değil adeta yeniliklerle dolu bir apartman. Hiç gürültü eksik olmaz. Üst katımızda birileri oturur ki gürültüleri, sesleri hiç bitmek bilmez. Bir zaman sonra bu gürültüler insanın sinirlerini bile alt üst edebilecek konuma geliyor. Ben anlam veremiyorum bazı şeylere. İnsanca uyarıyorsun insan yerine koyup ama aynı kibarlığı karşıdan göremiyorsun. 

Sürekli mobilya çekmeler, evin içindeki terlik sesleri, yere düşen miskete benzer sesler, kapı kapatma sesleri bu böyle uzar da uzar... Evde insan yaşamıyor sanırsın. 

Bir de şunu anlayamıyorum. Topluluk içinde bu şahıs kul hakkını gözetmekten, komşu hakkının öneminden bahseder de bahseder ama iş icraata gelince ne dediklerini yapar ne de yaptıkları hatayı kabul ederler. Ne kadar ilginç insanlar var ya!


5 Mart 2018 Pazartesi

OLAĞANÜSTÜ BİR GECE





Stefan Zweig, Olağanüstü Bir Gece.

Kitabın baş karakteri, çok rahat ve seçkin bir hayat sürmektedir. İçinde yaşadığı bu yapmacık hayatın bir parçası olmaktan sıkılarak kendini Olağanüstü Bir Gece'nin derinliklerine atar. Tek bir gecede olanlar geçiyor kitapta.

Bir pazar günü at yarışı oynamaya giden baş karakter, ansızın gerçekleşen bir durumla karşılaşır ve hırsızlık işler.  Bu suçla, yaşadığı o elit hayattan kopmuştur artık. O olağanüstü gecede hayatında daha önce hiç hissetmediği duyguları hissedecektir.

Yaptığı bir hatanın vermiş olduğu sonuçları hem analiz edecek hem de kaybettiği o duyguları geri kazanacaktır. Hayatta, bir insan olduğunu hatırlayacaktır.

Zweg kitaplarının sadeliği, konuların net ve anlaşılır olması beni oldukça memnun ediyor.

4 Mart 2018 Pazar

ÜSKÜDAR'DA KAHVALTI





Üsküdar'da yaptığımız kahvaltılar gelenekselleşti artık. En sevdiğim öğündür kendileri. 😊

Askadar Cafe'yi duydun mu hiç? Sahil kenarında, Şemsipaşa durağının olduğu yerde hemen. Adını Üsküdar'dan alıyor bu yer. Üsküdar'ın geçmişte söylenen isminin Askadar olduğunu düşünüyorum. Kahvaltı,servis güzeldi ama mekanda ısrarla çalınan yüksek sesteki müzikleri maalesef ki sevemedim. Böyle mekanlara gittiğimde hem kafa dinlemeyi hem de karşımdaki insanla sohbet etmeyi sevdiğim için müzikli ortamları beğenemiyorum.

Kahvaltı esnasında çok kuvvetli bir yağış bastırdı. Neyse ki içerideydik. Gök gürültüsü ve şimşekler de eşlik etti güne. 




Kahvaltıdan sonra kahve iyi gider dedik ve Aşiyan'a geçtik. Buranın müdavimi oldum diyebilirim. Üniversite zamanlarımda keşfettiğim ve hala kopamadığım nadide mekanlardan biridir. 

Bu güzel günü de buraya not edelim. 😊





3 Mart 2018 Cumartesi

FORGOTTEN




Forgotten.
Kore yapımı çok iyi gizem - gerilim filmi. İçinde biraz da dram var. Filmin son anına kadar ne olacak diye merak ediyorsunuz. Senaristin ters köşe yaptığı sahneler de acayip iyiydi. Konusu sıradışı ve güzeldi. 

Filmin başları seni 1997 yılına götürüyor. Mutlu bir aile görüyorsun. Bu ailede Jin Seok adında bir çocuk var. Olacak olan olaylar bu çocuğun etrafında geçecek. Jin Seok'un kronik bir hastalığı vardır. Kötü kabuslarla birlikte halüsinasyonlar görmektedir.  Bir de bu çocuğun bir abisi var. Abisi Jin Seok'a göre mükemmel, derslerinde hep başarılı biri olmuştur. Bu farklılıklara rağmen iki kardeş de birbirini çok sever.

Bir gün bu aile yeni bir eve taşınır. Taşındıkları akşamı babaları üst katta kilitli bir oda olduğunu, o odada eski ev sahibinin eşyalarının bulunduğunu belirtir. Kapıyı açmamaları hakkında tembihte bulunur. Sonra herkes dinlenmeye çekilir. Bu kilitli oda yüzünden Jin Seok ve abisi aynı odayı paylaşmak zorunda kalırlar. Jin Seok o odadan tuhaf sesler geldiğini duyar ve oraya yönelir. Abisi bunu fark eder ve kapıyı açmasına son anda engel olur. O gece hava almaya dışarı çıkarlar. Daha sonra Jin Seok'un gözleri önünde abisi zorla arabaya bindirilir ve kaçırılır. 

Aradan 19 gün geçer. Ailesi, kayıp abiden umudu kesmişken ansızın abi eve döner. Buna en çok Jin Seok sevinir. Günler sonra tuhaf şeyler olmaya başlar. Jin Seok abisinde bir takım değişiklilerin meydana geldiğini sezer. Ve bu değişikliklerde haklı çıkacaktır. Abisi gerçek abisi değil midir? Ya da Jin Seok, ona kurulan bir oyunun içerisinde midir?


2 Mart 2018 Cuma

EMEĞİMİN ÖDÜLÜ





Çalıştığım rehabilitasyon merkezinde gelmeyen öğrencileri arayıp neden gelmedikleri hakkında bilgi alıyoruz. 
Bugün gelemeyen öğrencilerimden, Muhammed diye bir çocuk var. Annesini aradım. Sonra anneyle biraz Muhammed hakkında konuştuk. Anneden o kadar güzel övgüler ve sözler aldım ki. Çok mutlu oldum. Oğlunda bir takım değişiklikler varmış. Ve bu da annenin dediğine göre benim sayemde olmuş. Derslerine çalışan bir çocuk olmuş Muhammed. Okul derslerinde de ilerleme kat ettiğini söyledi. Anne haftaya benimle tanışmaya gelebilirmiş.

Göstermiş olduğum çabalarımın karşılığını almak paha biçilemez bir duygu. Öğrencilerimin her birini apayrı seviyorum. Yüzlerindeki bir tebessüm olmak ya da onların beni taklit etmeye çalışmaları çok hoş. Hepsi çok tatlı ya.😊

1 Mart 2018 Perşembe

PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI





1900'lü yıllarda Budapeşte'nin yoksul semtlerinden birinde bir Pal Sokağı vardır. Burası öyle bir sokaktır ki bir sürü güzel yürekli çocuk tarafından adeta  vatanları gibi korunur uğruna savaş dahi verilir.

Pal Sokağı'nın bir sürü cesur yürekli, sevgi dolu, dürüst çocukları vardır.
Bu çocuklar kendi aralarında bir arkadaş grubu kurmuşlardır. Adlarını  da hep oyunlarını oynadıkları, zamanlarını geçirdikleri Pal Sokağı'ndan alırlar.  Bu çocukların liderlerinin adı Boka'dır. Her konuda herkes Boka'ya danışır. Boka bu liderin babası gibidir. 

Kızıl Gömlekliler adında başka çocuklardan oluşan bir grup daha vardır. Bu grup da Pal Sokağı'nı, Pal Sokağı Çocuklarından devralıp orada zaman geçirmek isterler.

Bir zaman sonra iki grup arasında savaş çıkar. Savaş kuralları dahi çocuklar tarafından belirlenir.  Savaş bir nevi iki grubun  Pal Sokağı Arsa'sı için birbirleriyle mücadelesi gibi bir şeydir. Her iki grubun liderleri savaş öncesi kuralları birbirlerine hatırlatır aksi bir durumda olacakları kabulleneceklerini bildirecek kadar açık yürekli ve merttirler.

Kitap her yaştan insana hitap ediyor aslında. En çokta biz yetişkinler bazı değerleri kaybetmişken bu kitabı okudukça yitirilen değerleri anımsatıyor.
Çocukların kendi aralarındaki saygı ve sevginin en mükemmel halini görüyorsun bu kitapta. Kendini Pal Sokağı'nda bir çocuk gibi hissediyorsun. 
 

BİRPEMBESEVER