20 Mayıs 2018 Pazar

YEŞİL MAVİ BİR GÜN



Merhaba sevgili okur!
Bugün bol yeşilin ve mavinin olduğu bir yerdeydim. Dede evinin bahçesinde. Çocukluğumun geçtiği bahçede. İşte, gördüğün yıllanmış meşe ağacımız. Bu ağacı fotoğraflamayı çok seviyorum. Her mevsimde ayrı bir güzelliği var.




Gezinirken bir kedi yine buldu beni. Sıska, çelimsiz biraz da sevgiye aç bir kediydi. Kendini sevdirmese de yanımdan ayrılmadı. Nereye gitsem peşimden geldi.🙈



İsmini bilmediğim bu sarı çiçekleri topladım. Çok güzel kokuyorlardı. Şu anda evde vazonun içerisindeler. 



Meyve ağaçlarından kiraz ve dutlar meydana çıkmışlar. Dutlar tam olgunlaşmamışlar ama kirazlar kızarmaya başlamıştı. Yine bir sürü fotoğraf çektim tabii kii.🙊 Bu arada telefonumdaki resimlerimin çoğunun manzara ve doğa resimlerinden oluştuğunu söylemiş miydim sana? 



Fındık ağaçlarının olduğu yerde adeta kelebek yuvası vardı. Ben bu kadar çok kelebeği bir arada hiç görmemiştim. Çocukken, usta bir kelebek yakalayıcısıydım. Saatlerimi harcardım peşlerinde dolanarak.😇



Bol yeşilin ve mavinin olduğu bu resimlerle gününe tebessüm katmak dileğiyle,
bulutlara bakıp biraz da hayallere dalalım. 🍀









MALEZYADAN MİSAFİRLER






Akşam yemeği çok farklı bir şekilde geçti bizim için. İftara misafirlerimiz vardı. Hem de Malezya'dan. Bildiğin gibi annemle kız kardeşim üç günlüğüne Konya'yı gezmeye gitmişlerdi. Orada gezerken üç tane Malezyalı kızla tanışıyorlar. Tanışma, sohbet derken bu kızlar İstanbul'da erasmus öğrencileriymiş. Konya'yı onlar da gezmeye gelmişler. Kaderde karşılaşmak varmış ki bugün tekrar bir araya geldiler ve ben de böylelikle tanışmış oldum.

Cumartesi akşamı yani birkaç saat öncesi, kızlar gelmeden önce içimde tatlı bir heyecan, heyecanla birlikte de merak vardı. Acaba nasıl geçecek akşam, farklı dilleri konuşsak da anlaşabilecek miyiz? Kültürler farklı,diller farklı bir sürü soruu... Kızlar evimize nihayet geldiler ve kucaklaşmanın ardından  tebessümlerle geçen hoş sohbetli, anıların olduğu, resimlerin çekildiği bir gece oldu bizler için. Yani sanki yıllardır görüşüyormuşuz da hasret gideriyormuşuz gibi bir hisse kapıldım. 

Onlara Malezyalı mektup arkadaşımdan da bahsettim. Sonra mektuplarımın olduğu büyük kutumu gösterdim. Tepkilerini görmeliydin.🙈 İçlerinden Wafa, ona da mektup arkadaşı bulmam konusunda yardım istedi. 😊 Sonra bana gelen arkası boş olan kartpostallardan kızlara da hediye ettim. Çok mutlu oldular. Ben onların mutluluğuna mutlu oldum. Kısaca farklı bir gündü. Unutamayacağım bir akşam yemeğiydi. 

19 Mayıs 2018 Cumartesi

MİM | BLOG MUHASEBESİ





Birpembesever'den günaydıınn! 😊

Bu mimi blog aleminde herkescikler yaptı sanırım. En son sevgili Merve kendi miminde beni eklemiş. Teşekkürler Merveciğim! 💜

Şimde de seni, benim mim cevaplarımla baş başa bırakıyorum. 
Keyifli okumalar ve mutlu cumartesiler!

Blog alemine nasıl girdin?

Blog dünyasına girmemdeki en büyük etken kız kardeşim olmuştu. 2013 yılında mektup arkadaşlığına başlamıştım. Üstelik ilk mektuplaşmalarım şehirler arası değil ülkeler arasıydı. Kız kardeşimin cesaret vermesiyle gerçekleşmişti biraz da bunlar.
Sonra baktım, paylaşacak birçok şeyim birikiyor. Blog açıp mektuplarımı burada paylaşma önerisinde bulundu kız kardeşim. Bu fikir ilerleyen günlerde bana da cazip geldi ve birpembesever blogunu açmış bulundum.

Hangi blog sana ilham oldu?

Kendi blogumu açmadan önce sıkı sıkıya blog takip eden bir kişi değildim. Bir konu ya da fikir araştırdığımda illa ki karşıma aradığım şeylerle ilgili bloglar çıkıyordu. Yani bir blogdan etkilenip de blog yazmaya başlamadım. Kendi duygularımı, fikirlerimi, hobilerimi yine kendi rengimle ve çizgimle yazılarımla seni buluşturmayı istedim.

Bloga yazdığın ilk yazı ve son yazı arasında farklar var mı?

Hayatımızda, geçmiş ile bugün arasındaki farkların olması gibi elbette benim yazdığım ilk ve son yazı arasında da farklar olacaktır. Aslında buna kendimi geliştirmek diyebilirim. Her anlamda kendimi geliştirmek. Bu da yazılarımı, yazacağım konuları da etkilemiş oluyor.


Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyor mu?

Hepsi bilmiyor. Kendimle baş başa olduğum bir yer burası. Tanıdığım insanlardan öyle herkesin de bilmesini istemem.

Blog yazmak yaşamına ne kattı ya da çıkarttı?

Yazmak, vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Elbette mektup yazmamın da büyük bir payı var bunda ama blogum kadar değil. Blogumu çok seviyorum. Bir şeyler yazmak, karalamak ve bir okuyucu ile buluşturmak çok güzel.
Blogum sayesinde defter tutmaya başladım. Gezi defterim, blog defterim, çantamda bulundurduğum küçük bir defter. Anlayacağın yazmak; hayatımın her anında gibi bir şey oldu benim için.

Şu anda blogunda kaç yazı ve kaç sayfa görüntülenmen var?

488 yazı ve 94.102 görüntülenmem var. Yazılarımı, yazı gireceğim an yazar ve yayınlarım. Taslak yayınım yoktur. O an içimden ne geçiyorsa klavyemle buluşuyor kelimelerim ve sonra sana sunuyorum yazımı.

Hangi blogun muhasebesini öğrenmek istersin?

Annesinin Prensesi, Çok Bulutlu, Lila'nın Güncesi, Bir Küçük Elif Meselesi ve yapmayan diğer herkesi mimliyoruum.






18 Mayıs 2018 Cuma

BİR ADAM GİRDİ ŞEHRE KOŞARAK





Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar... Kısacası şehrin ötekilerine yer veriyor kitabında Tarık Tufan.

Karanlık, rutubetli, çok bağrışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için her şey.

Hayatta her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.

''Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze'dir.''


''Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı. Ansızın veya keskin bir gök gürültüsü sonrası şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan.''

''Eğer kalbinizde birikmiş cümleler, aklınızı işgal etmiş fikirler kağıda dökülmezse, bir başkasına aktarılmazsa, içten içe sizi çürütmeye başlar.''


''Hakikati örten, görmezden gelen ruhlar sürekli ağrı kesicilerle ayakta durmaya çalışan bedenlerin kaçınılmaz sonuna düşerler. Mesele acıyı ortadan kaldırmak değil, asıl mesele acının sizi götüreceği sokaklarda en kadim yaralarınızla yüzleşmektir.''


''Kapitalizm, insanların birbirlerine merhamet duymasını engelleyebilmek için yüz yüze iletişim yerine kurumsal kimliklerin iletişimini önceliyor.''

 

BİRPEMBESEVER