14 Aralık 2017 Perşembe

POSTCROSSING | KORE'DEN KARTPOSTAL GELDİ



Busan'dan kartpostalım var.
Kore'nin ikinci büyük şehri oluyormuş Busan. Ve günlük konuşma dillerinde de farklılıklar gözlemlenebiliyor. Aynı bizdeki gibi. Farklı illerde oranın insanlarının kullanmış olduğu şiveler gibi sanırım. Ayrıca Busan'da deniz ürünleriyle yapılan yemekler çok meşhurmuş. 
Zaten Koreliler denizden çıkan her şeyi çok iyi değerlendiriyor, yemekler konusunda.😃

Bahar mevsimini çağrıştıran, çiçeklerin olduğu kartpostal manzarası Kuzey Gyeongsang iline aitmiş. Burada çok önemli bir tarihi eser de yer alıyormuş.  

Bu tarihi yapıtın ismi Gyeongju. Burası yapıldığı dönemde çok nüfuslu bir şehir olmasına rağmen günümüzde ise küçük bir şehir durumuna gelmiştir. İçerisinde bir sürü müze ve doğal parklar yer alıyormuş. Bu alanı gezmek için bir yarım gün yeterli sanırım. Çünkü, renkler, manzaralar, tarihi yapıtlar harika!


Ve, bir kartpostallaşma serüvenim daha sonuna geldik. 



13 Aralık 2017 Çarşamba

ÇEKİLİŞİ KAZANANLAR



Kasım ayında bir çekiliş düzenlemiştim. 
Sevgili okurlarım da buna ortak oldular. Katılmak isteyenler yorum bırakmışlardı. Bu çekilişle sizlere Koreli arkadaşımdan gelen abur cuburları gönderecektim. Üstelik dahası da vardı. Çekilişi kazanan bir değil iki talihli olacaktı, oldu da! 😊



Göndereceğim abur cuburları eşit olacak şekilde iki kategoriye ayırmıştım. Mektuplaşmayı sevince, arkadaşlarımdan gelen ürünleri sizlerle de bu çekiliş aracılığı ile paylaşmayı istedim. Çünkü inanıyorum ki, bir insanın mutluluğu da paylaştıkça çoğalıyor. Gelelim çekilişi kazanan talihlilerin isimlerini açıklamaya.

Bloglarını severek okuduğum HER TELDEN ŞEF ve ESSEVE RIN'i tebrik ediyorum. 😊

Bana mail üzerinden ulaşmalarını rica ediyorum.
 Başka bir çekilişte daha görüşeceğiz yakında! 🙋

12 Aralık 2017 Salı

SOMEONE NOTICEABLE




10 Bölümden oluşan mini bir dizi. 
Yi An, çalıştığı bir televizyon kanalının eğlence programında yönetmendir. Bir akşam eski erkek arkadaşı Yi An'a mesaj yazarken araba çarpması sonucu ağır yaralanır. Ve adam ölmeden önce de telefonunu Yi An'a teslim etmelerini ister. 

Yi An, bu aniden gelen ölüm haberiyle başa çıkmaya çalışırken, erkek arkadaşının ona neden cep telefonunu bırakmış olduğunu sorgular. Telefonun bir şifresi vardır. Bu şifreyi onunla geçirdiği anıları hatırlayarak özel günlerin tarihlerini deneyecektir ekran kilidini açmak için. Amacı ise telefonda ne gibi bir şeyin onu beklediğini öğrenmek istemesidir. Çünkü erkek karakter Yi An'a son mesajını yazdığı esnada araba çarpması sonucu ölür. Böylelikle o mesaj Yi An'a ulaşamaz. 

 Her bölümde bir şifre deneyecek kadın karakter. Her seferinde de anılarında kaybolup gidecektir. Dizide, geçmiş ile bugün arasında yapılan geçişler çok güzel yansıtılmış. Hemen bir anda biten bir dizi. 



11 Aralık 2017 Pazartesi

GÜNEŞİ UYANDIRALIM




'' Seninki, Zeze, hüzünlü bir güneş. Yağmur yerine gözyaşlarıyla çevrili bir güneş. Olanca yeteneğini ve gücünü keşfetmemiş bir güneş. Senin tüm anılarını henüz güzelleştirmemiş bir güneş.Küçük bir parça da mızmız bir güneş.''

Şeker Portakalı kitabının ikincisi olan Güneşi Uyandıralım'da küçük Zeze büyümüş, orta okul çağına gelmiş biri olarak çıkıyor karşımıza.

Zeze'nin bitmek bilmeyen hayallerine, hüzünlerine, umutlarına bu kitabında da yer vermiş Yazar Jose Mauro De Vasconcelos. Masum, bir o kadar da sevgi dolu Zeze ilk kitapta yer verilen Şeker Portakalını hep yüreğinde taşıdığı gibi en iyi dostu bellemişti. Ancak bu eserde Zeze'nin yüreğinde taşıdığı ve onunla iç sesiyle konuştuğu bir kurbağası vardır artık. 



Zengin bir aile Zeze'yi evlat edinir. Bu aile tarafından iyi eğitimli ve geleceği parlak olan bir çocuk olarak yetiştirilmek istenir. Ama unutulmamalıdır ki Zeze de bir çocuktur. Planlı programlı bir hayatın önüne sunulmasından o da bir gün sıkılıp bunalacaktır. İşte bu yüzden yüreğinde beslediği bir kurbağası vardır. Bu kurbağa ile konuşur onunla dertleşir. Bir nevi hayali arkadaşıdır hiç yüreğinden ayırmadığı...

Bu eserde Zeze'nin kimi zaman mutlu kimi zaman üzüntülü yaşamına değiniliyor. Zannımca Yazar, yine Zeze üzerinden kendi yaşadıklarını dile getiriyor bizlere. 


'' Daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. Yüreğimizde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. ''

10 Aralık 2017 Pazar

A SILENT VOICE




Dilsiz bir kızla ona zorbalık yapan bir genç çocuğun hikayesini konu alan bir film.
Ishida Shouya ve bu kız çocukken aynı sınıfta eğitim görmektedirler. Bir gün Nismihiya, kaynaştırma öğrencisi olarak bu sınıfa öğrenci olarak gelir. Yalnız, Shouya'dan göreceği baskı ve kötü davranışlardan da habersizdir. 

Nismihiya bir defter yardımıyla arkadaşlarıyla iletişim kurmak ister. Ama arkadaşları onu anlayıp empati kurmak yerine daha da dışlarlar. Tüm bunlara rağmen Nismihiya, sınıf arkadaşlarının hepsini sever ve iletişim kurmaya çalışır. Bu kötü muameleleri başlatan Shouya bunlara sebep olmuştur.



Nismihiya, bu sebeple okulunu değiştirir. Aradan yıllar geçer ve karakterler büyür. Shouya'nın aklının bir köşesinde zorbalıklarına maruz kalan Nismihiya hep vardır. Vicdanı rahat değildir. Üstelik şimdiki sınıf arkadaşları onu dışlamaktadır. Nismihiya'nın nasıl hissettiğini ve ne kadar üzüldüğünü şimdi daha iyi anlamıştır. Bu yüzden Shouya, onun izini sürer ve onu bulur.

Nismihiya ve Shouya eskisi gibi olmayan güzel bir arkadaşlığın temelini atacaklardır. Shouya, Nismihiya'yı düşündüğü süreçte işaret dilini bile öğrenir. Nismihiya ve Shouya'nın hikayesini göreceksiniz.



9 Aralık 2017 Cumartesi

EYÜP SULTAN ve PİERRE LOTİ TEPESİ



Son güneşli günlerse eğer, İstanbul'un sokaklarında gezmeye devam ediyoruz.

İstanbul'da olanlar Eyüp ilçesinin özel bir maneviyata sahip olduğunu, burda bulunan Eyüp Sultan Camii'si'nden bilirler. Eyüp'e gittiğinizde özellikle bu Camii'nin yer aldığı geniş avluda çok fazla yaşlı amcalarımızı, teyzelerimizi ve elbette ki turistleri görmeniz mümkün. Eyüp Sultan Camiisi, İstanbul'un fethinden hemen sonra inşa ediliyor ve padişahların kılıç kuşandığı yer olarak da bilinmekte.





  Burdan sonra ikinci ziyaret ettiğimiz yer Pierre Loti Tepesi oluyor. Gitmek istediğim yerler arasında yer alan Pierre Loti'den İstanbul'a bakmayı çok istiyordum ve nihayetinde isteğim gerçekleşti.

Bu tepe, ismini İstanbul'a gelen ve buraya yerleşen bir Fransız Yazar'dan alıyor. 
Pierre Loti, Eyüp'ün en tepesinde yer alan bir konuma sahip. Ve tepenin eteklerinde ise büyük bir mezarlık bulunuyor  Bu tepeye iki şekilde çıkabilirsiniz. Ya mezarlığın içinden dik yokuşlar eşliğinde yolu takip edeceksiniz ya da teleferik ile tepeye varacaksınız. 


Biz tepeye çıkışımızı teleferikten yana tercih ederek oraya ulaştık. Teleferik ücreti olarak da otobüslerde kullandığımız akbilleri turnikede basmamız isteniyor. 



Pierre Loti'de niyetimiz bir çay içmekti ama çoğunluğu turistlerin olduğu masalarda ne yazık ki oturacak yer bulamadık kendimize ve biz de manzarayı seyre koyulduk, sohbet ettik, resimler çekindik.






Dönüş yolunda ise mezarlığın içerisinden yürümeyi tercih ettik. Bu mezarlıkta Necip Fazıl Kısakürek'in kabrinin olduğunu duyduk ve orayı da görelim dedik. 



O kadar eski mezarlar vardı ki, görünce acaba ne hayatlar gelip geçmiştir düşüncesinden alıkoyamadım kendimi. Mezarlar boyunca duvarlara öğüt verici nitelikte yazılar da yazılmıştı. Bunları da okuya okuya indik.




Son olarak aşağıya doğru inerken bir mezar taşı dikkatimi çekti. Üzerinde yazanı okuduktan sonra  gözlerim yaşardı ve derin düşüncelere daldım. İşte o mezar taşında yazanlar...



Dilerim, İstanbul'daki Eyüp semtini bu yazımla birlikte gezmiş kadar hissetmişsindir kendini.
O halde; 
daha çok gezelim,görelim,öğrenelim! 😊

8 Aralık 2017 Cuma

BEKLENEN GELDİİ



Mektup arkadaşımdan gelenler

Günlerdir beklediğim, yolunu gözlediğim canım mektup arkadaşımın paketi nihayet elime ulaştı.
Hediyesinin yanı sıra her doğum günümde özenerek yazdığı bu doğum günü kartları çok hoşuma gidiyor. Sonuç olarak bu güzel anıları hatırlamak istediğimde yazıya dökülmüş saf, temiz, masum duyguları okumak beni en çok mutlu eden kısım oluyor. 

Farklı kıtalardan bir sürü arkadaşım oldu. Ama Malezyalı arkadaşımın yeri bambaşka ben de. Bir kız kardeş gibi. Zaten birbirimize hitap edişimiz de bu şekilde. Sahip olduğum en iyi dostlarımdan bir tanesi Nana. Yine tüm samimiyetiyle duygularını dökmüş kağıda. Bana da bu hoş hatırayı korumak ve saklamak düşer. Böylelikle bir doğum günü kartı daha mektup kutumda yerini alır. 💜

Huzurlu akşamlarınız olsun! 😊



6 Aralık 2017 Çarşamba

BAŞKA BİR GEZEGENE GİDİYORUZ




Bugün ehliyetime kavuşmak için İlçe Emniyet'in yolunu tuttum. Onun öncesinde birkaç yere o parayı yatır bu parayı yatır derken kursa verdiğinizin dışında bir hayli masraf çıktı. Baya baya külfetli olmaya başlamış ehliyet alma işi. Almayanlar elinizi çabuk tutun derim. Duyduğuma göre 2018'de fiyatlar da artacakmış.

Geçici ehliyetimi aldım. Ptt ile iki haftaya gelirmiş ehliyetim. Pek inanasım yok iki haftada geleceğine ama bakalım. Yine de gönlümü ferah tutacağım.😇

Bir de yılın ilk kar'ı bugün düştü buraya. 💙 Sabah evden ayrılmadan önce bembeyazdı etraf ama öğleye kalmadan eridi tabi ki.💦 



Sana demiş miydim? Kız kardeşim de geleceğin öğretmen adayı. Abla kardeş böyle eğitimci olmaktan gidiyoruz.😊 Şu sıralar bir sürü ödevlerle meşgul. Onu gördükçe kendi öğrencilik zamanlarımı hatırlıyorum. Ödevlerinden bir tanesi de şöyle: '' Dünya artık yaşanacak bir gezegen olmaktan çıktı ve siz de buradaki insanları tasarlamış olduğunuz bir araçla başka bir gezegene hayatlarına devam etmeleri için götüreceksiniz''.  

Kısacası bir maket ödevi. İzlediğimiz birkaç bilimkurgu filmlerinden de yararlandık fikirlerimizi kağıda dökerken. 

Senin de aklında oluşan fikirler olduysa eğer paylaşırsan çok memnun olurum. 
Kal sağlıcakla! 


5 Aralık 2017 Salı

10 ARALIK İÇİN HATIRLATMA



Blogumda ikinci çekilişimi yaklaşık bir ay önce başlatmıştım. 
O bir ay ne kadar çabuk geçti değil mi?
Tıpkı geçen diğer aylar gibi. Zaman, çok çabuk ve hızlı geçiyorsun.👽

Bu çekilişimde senin için Koreli mektup arkadaşımdan bana gelen abur cuburları ayırmıştım. Bir önceki, kırtasiye ağırlıklıydı bu da böyle olsun dedim. Ve unutmadan bu çekilişin iki kazananı olacak.



Detayları okuman için bu yazıma bekliyorum seni. 😊

4 Aralık 2017 Pazartesi

28 GÜN OLDU AMA HALA GELMEDİ


Sağanak yağışla başladık haftaya.
 İstanbul'da salı ya da çarşamba günü kar yağışı gözlemlenebilirmiş. En sevdiğim mevsimde kar yağışını erken göreceğiz bu gidişle sanırım.💙 
Bugün hava buzz. Sizin oralarda durumlar nasıl? Kar yağışını gören var mıı?⛄



Şimdi gelelim attığım başlığın konusuna.. Duygularım karmakarışık. Ağlasam mı kızsam mı bilemedim.
 Doğum günümde Malezyalı arkadaşım bir hediye göndermiş. Ben de yeni haberdar oldum bundan.  Normalde 20 günü aşmadan gelen paketlerim şu günlerde süresini haylice aşar oldu. Hal böyle olunca endişeye kapılmamak elde değil. 


Şu ana dek gelen tüm mektuplarım Ptt aracılığı ile geliyordu. Tabii gelmeyen, kaybolan biir sürü mektuplarım da oldu Ptt sayesinde. Forum sitelerine girip bir bakınca sorunun bizdeki alım-dağıtım kısmından kaynaklı olduğunu görüyorum. Ki bana kalırsa da bu öyle. Bizde mektuba, kartpostala kısacası kargonun ya da paketin taşınmasına ulaştırılmasına önem verilmiyor. Ulaşmış ulaşmamış onlar için hiç sorun teşkil etmiyor bu. Elimde barkod numarası olmasına rağmen kimse bir şey yapamıyor. Nasıl bir posta sistemiyse artık..

3 Aralık 2017 Pazar

CHICAGO TYPEWRITER








1930'lu yıllarda Japon istilası altında olan Güney Kore'de hayat süren üç karakteri ele alan çok mu çok güzel bir dizimiz olur kendileri. Bu kişiler reenkarnasyon sonucu 2017 yılında farklı kimliklerle yaşarlar. Yani dizi 2017 yılında geçiyor ve ara sıra geçmişten flashback'lere de yer veriliyor. 

Kitapları çok satan, eşsiz kalemiyle tanınan ve bir yazarı canlandıran Yoo Ah In, kitabının tanıtımını yapmak için bir gün Chicago'ya gider. İşte her şey bundan sonra başlar. İmza gününün gerçekleşeceği cafede, köşede duran eski bir daktilo dikkatini çeker ve ona yönelir. Cafe sahibi de daktiloyu yazarımıza hediye eder ve Kore'ye gönderir. 

Getir götür işleriyle meşgul olan başroldeki kadın, bu daktiloyu yazarımıza teslim edecektir. Aynı zamanda bu kadın, yazarımızın büyük bir fanıdır. Bu ikisinin karşılaşmasıyla esrarengiz olaylar başlar. Yazar rolündeki Yoo Ah In, ufak çaplı sorunlar yaşar ve yeni şeyler üretemez. Haliyle yazamayacak duruma gelir. Şirketi bu durumu fark eder. Bundan dolayı Yoo Ah In için hayalet yazar tutmak isterler. 

Farklı bir dizi. Senaristin bol bol kitap okuduğunu ve beğendiği alıntılarına da Yazar rolündeki karakterimizle bize sunduğunu görüyoruz. İlk bölümü ile sizi tesiri altında bırakacak. 

1 Aralık 2017 Cuma

DÜNYAYI GEZMİŞ KADAR OLDUM



Hatırlar mısın?
Hani ilk kez mektup arkadaşımız İstanbul'a gelmişti bu yıl. Hayatımda bir ilkti bu benim için. 
Mektuplarla konuştuğum, çok şey paylaştığım o insan benim ülkeme, yaşadığım şehre ziyarete gelmişti. Çok da eğlenmiştik o gün. Birbirimizi anlayamadığımız anlar olsa da beden dilimizle, bakışlarımızla hatta mimiklerimizle anlaşır bulmuştuk kendimizi. İstanbul'u çok sevmişlerdi. Güzel İstanbul'u kim sevmedi ki...



İşte o arkadaşım, dünyayı gezmeyi çok seviyor. O yüzden de uğramıştı buraya. Sayısını bilmediğim kadar ülke geziyor. Gezme kültürü edinmiş. Eşini,çocuklarını ülkesinde bırakıp kendi kız arkadaşlarıyla kız kıza geziyorlar. Tabii bazen ailesi ile de seyehatler yaptığı da oluyormuş. Gittiği, gezip gördüğü yerlerden ufak hatıralar biriktirmeyi sevenlerden, benim gibi. Öyle ki birkaç ülkeye ait ufak objelerin olduğu bir paket göndermiş. O ülkeleri henüz gezemesem de baktıkça hikayeleri canlanıyor gözlerimde. Brüksel'den ve Belçika'dan magnetler, Tayland gezisine ait fil objeli anahtarlıklar kalemlikler, Endonezya ve Singapur'a ait birkaç magnet. 

Mektup arkadaşlarım sayesinde dünyayı gezmiş kadar oldum aslında. Evet, çok şey de öğrendim. Ülkeler ve onların kültürleri hakkında. Şöyle ardıma dönüp bakınca çok güzel arkadaşlar biriktirmişim mektuplaşmak vesilesi ile. 


 

BİRPEMBESEVER